A'nın arkadaşı yok. Ailesi yok. Mülkü yok. Evi bile yok. Çünkü her gün başka birinin bedeninde uyanıyor. Her sabah farklı bir oda. Farklı bir ev. Farklı bir hayat. Ta ki bir kıza aşık olana kadar.. Aslında her şey burada başlıyor. Konusu bakımından gerçekten olağanüstü ve dil bakımından ise akıcı. Okurken hiç sıkılmadım ve sürekli devamında ne olacak diye merak ederek sayfaları çevirdim ki ikinci günün sonunda kitap bitmiş ve ben yine bir boşluğa düşmüşüm. Tema fantastik bir tema ama aksiyon değil romantik ağır basıyor bu defa.. Yazarın kalemi oldukça sade ve akıcı bu yüzden okurken hiç bir anlamama veya sıkılma belirtisi oluşmadı bende.
Kurguya gelirsek... sanırım kurgu, olayların gidişatı en muhteşem şeylerdi. Yazar olacakları ve olayların sonuçlarını o kadar güzel planlamış ki kurguya başyapıt demekten başka bir şey diyemem.
Yıkık dökük bir kitaplık da eski kitaplar vardı.. Bunların beni kurtarabileceğine karar verdim..
Son olarak yazar kitabın sonunu açıkta bırakmış ve ben bitirdiğimde 2.kitap için bırakılmış bir açık sanmıştım ki 2.kitap bu kitabın devam niteliğinde olmadığını öğrendim bu yüzden büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Kesinlikle okumanız gereken bir fantastik/romantik kitap. Ve kesinlikle tavsiye ederim.. Yazarın diğer kitabını okumak için sabırsızlanıyorum..
Sevgiyle kalın..
Hepinize Kitaplı günler dilerim..
Her GünDavid Levithan · Pegasus Yayınları · 20152,179 okunma
Bu kitap büyük ihtimalle gerek kapağı gerek adıyla herkesin dikkatini bir kere de olsa çekmiştir. Zaman İpliği S. J.Watson, Jo Brand ve The Times'ında yorumladığı gibi çok dokunaklı bir roman. Ben Zaman ipliğini okurken kendimi akıl sağlığı bozulan Matthew'n yanında hissettim. Kitap beni bazen çaresiz hissettirdi, bazen böyle sadece hayata yenik düşmek istedim. Çok yürek burkan ve insanı sorgulatan bir kitap bu. Şimdi kitap Matthew'n hayatını, ağabeyini nasıl kaybettiğini sonrasında hayatı ne şekilde devam ettiğini nasıl şizofren olduğunu daha bir sürü detayı daktilodan ara sırada bilgisayardan tuttuğu günlüklerden okuduğumuz için kitabın yazım biçimi de buna göre değişiyordu ki bu da güzel bir detay olmuştu. Biz onun hayatını o kadar dokunaklı ve güzel bir dille okuyoruz ki hayran kalmamak elde değil. Hani ben kendimi sorgular halde buldum kitabı okurken çok yakınım birini kaybetsem bende böyle olur muydum diye ve bu insana değer bildiriyor bence. Kitabı ben sevdim mi evet sevdim ama çok fazla acıyla yüzleşmişim gibi geldi, içim sızladı. Değerli bir kitap bence. Bir diğer değineceğim konuysa Matthew'n ağabeyi Simon .. Onu koşulsuz sevdim.. Bir kısımda diyordu ki onu tanımıyorsunuz ama tanısanız çok severdiniz, tanımış kadar oldum diyebilirim. Bana kalırsa bu kitapta en iyi karakter Matthew'n babasıydı .Çünkü ne olursa olsun oğluna duyduğu sevgiden ve ona olan güveninden vazgeçmedi. Bence bu mutlu bir kitap değil ama öyle sıcak bir dili var ki konunun kasvetini sözcükler etrafından dağıtıyor...
Zaten Noo Anneanne bir fincan çay eşliğinde düşününce sorunların daha hafif göründüğünü söyler.
Bazı anılar zamana ve mekana kilitlenmeyi kabul etmezler.
Resim yapmak başka yerlerde olmanın bir yoluydu.
Zaman İpliğiNathan Filer · Pegasus Yayıncılık · 2015175 okunma