Gizem

Gizem
“odamda beni kitaplarım bekler. bu yegâne tesellidir.”
7/10
·264 syf.··
2026 17. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 11:07
Asimov kitaplarının evrenlerine zor giriyorum ya. Kitabın ilk çeyreğinde yazarın hayal gücünü çözmeye çalışırken hikâyeye kapılamıyorum. Ancak çözdükten sonra akıyor kitap. Robot Serisinin ilki olan Çelik Mağaralar'da da önce bahsedilen "Şehir"leri çözmeye çalıştım. Sonrasında hikâyenin esas unsuru olan cinayete odaklandım. Şehir'de değil dünya dışındaki Uzaykent'te işlenen Dr. Sarton cinayetini çözmek için Amir Julius Enderby tarafından atanan dedektif Elijah Bailey'e ortak olarak birebir insan görünüşlü bir robot olan R. Daneel Olivaw'ı gönderiyor uzaycılar. Ama kitabın sonlarına doğru uzaycıların esas amacının cinayeti aydınlatmak olmadığını anlıyoruz. Kitapta bir de önemleri sonlara doğru anlaşılan Ortaçağcılar var, diğer bir deyişle Şehirlerden toprağa dönmek isteyenler. Onların önemini şimdi söylemek büyük spoiler olur. Kitabın bölümleri doğru yerlerde kesilmiş. İnsanı merakta bırakıyor, bir sonraki bölüme heveslendiriyor. Hikâye boyunca dedektif Bailey'nin önermeleri insanda hep bir "acaba" oluşturuyor ancak sondaki akıl yürütme süreci kesinlikle hayranlık uyandırıyor. Hikâye süresince havada kalan kısımlar kitap sonunda mantığa bürünüyor. Bilim-kurguyu uzay savaşları gibi kısıtlardan kurtarıp bir dedektiflik hikâyesi ile birleştirmek kesinlikle çok zekice ama yine de okuduğum en iyi Asimov kitabı diyemeyeceğim.
Çelik MağaralarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20211,378 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 15:51
Uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir kitap okumamıştım. Resmen bıramamadım elimden. Filmi de varmış, en kısa zamanda izleyeceğim. Devam kitaplarını da okuyacağım mutlaka. Son ana kadar gerilimi zirvede tutan, insanın psikolojisini zorlayan bir kitap. Ters köşesi her ne kadar tahmin edilir de olsa sonu ile tatmin edici aynı zamanda. (Spoiler zamanı) Kitabın ilk bölümü şartlı tahliye ile salıverilen bir hükümlü olan Millie'nin anlatımı ile başlıyor. Millie geçmişini bırakmaya ve tahliyesini yakmadan kendine bir hayat kurmaya çalışan genç bir kadın. Winchesterların muhteşem evine yatılı hizmetçilik işine başvuruyor ve sabıka kaydına rağmen sürpiz bir şekilde işe alınıyor. Sonrasında patronu Nina'nın psikopatlıkları ve eşi Andrew'in harikalığını okuyoruz. Burada kitabın Andrew üzerinden bir ters köşe yapacağı çok bariz. Zira Andrew hem çok yakışıklı, hem çok zengin, aşırı düşünceli, kibar ve aynı zamanda esprili ve eğlenceli bir adam. Hah? Bu kadar kusursuz bir erkek? Hadi ama... Kitabın ikinci bölümü Nina'nın perspektifinden... Beklenen ters köşe burada ortaya çıkıyor. Evet bekliyordum ama psikolojik şiddetin bu denli sinir bozucusunu ve yazarın o gerilimi bu kadar iyi vermesini beklemiyordum açıkçası. Nina'nın planı ise şaşırtıcı oldu benim için. Bahçıvan Enzo'nun önemli bir karakter olacağını bekliyordum ama ben Millie için daha önemli olacağını düşünmüştüm. 3. Bölümde bir Nina'dan bir Millie'den dinliyoruz olayların seyrini. Burada Enzo'nun karakterini de Nina'nın sağlamlığını da takdir etmemek mümkün değil ancak gerçekçi mi onu bilemiyorum. Zira insan yıllardır süren kabusundan kaçabilmişken yeniden bu cesareti bulabilir mi gerçekten, pek sanmıyorum. Yine de bir kitap sonu için etik açıdan da tatmin edici bir sondu. Finalde Millie'nin yeni başvurduğu iş -daha
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,6bin okunma
7/10
·360 syf.··
2026 15. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 23:28
Enteresan bir kitaptı. Sonsuzluğun Sonu'dan sonra biraz vasat kaldı ama. 3 kısımdan oluşuyor kitap. İlk kısım dünyada, "elektron pompası"nın sözde babası Hallam ile pompanın zararını ispatlamayı ve Hallam balonunu patlatmayı kendi içinde hırsa çeviren Lamont'un kısmını okuyoruz. Elektron pompası nedir, nasıl bulundu, ne işe yaradı vs bunlar çok detaylı ve incelemeye eklemeye gerek duymayacağım şeyler. 2. Kısım para-evrende geçiyor. Çok farklı bir evren. Bu kısma geçtiğimde birkaç bölüm boyunca "Ben ne okuyorum yahu?" dedim. Kitabın ilk kısmıyla alakası yok gibiydi. Para-evren dedikleri paralel evrenden bahsedildiğini anladım ancak bu nasıl bir evren, yumuşak kimse nedir, sert efendiler de kim vs bir türlü okuduğuma anlam veremedim, gözümde canlandırmakta çok zorlandım; ancak ilerledikçe evrenin içine girmek biraz kolaylaşıyor. Yine de görselle biraz desteklenmek isterdim. Hayal gücüm yetmedi Asimov'a sanırım. Fakat sonlara doğru bu kısmı da beğendiğimi fark ettim. 3. Kısım ise beni inanılmaz sıktı. Sezgisel bilim üzerine çekilen dikkat ve kitabın düğümlerinin bu kısımda çözülmesi vs güzel elbet ama ne Selene ilgimi çekti, ne ay halkı ne kozyum pompası. Kaldı ki Ay'da -düşük yerçekiminde- sporların/yarışların olduğu bölümler keyifli olur gibiydi ama buna rağmen akmadı bu kısım. Kitabın en başında Dünya'da ukala bir tavırla gördüğümüz Danison Ay'da epey kibar ve keyifli bir adamdı, düğümlerin çözülmesinin başrolü de Selene ile Danison'du zaten ama ili karakteri de benimseyemedim, bölümü de hiç sevemedim. O yüzden kitap vasat başlayıp yükselmek üzereyken düşüşe geçti benim nezdimde.
İşte TanrılarIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 2021962 okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2026 12:51
Son zamanlarda okuduğum en merak uyandırıcı kitaplardan biriydi. Vakit olsa elden bırakılmayacak cinsten. Bilim-kurgu izlemeyi severim ama okumasını pek yapmazdım. Bunu okumaktan çok keyif aldım. Hikâyedeki kitap-filmler gibiydi adeta. Okurken izlemiş gibi hissettim. Kitabın ana karakteri Andrew Harlan. Bir Sonsuzluk teknisyeni. Noýs'a aşık oluyor ve basit bir teknisyenin öneminin nasıl arttığını, hatta aslında başından beri ne kadar önemli olduğunu izliyoruz. Kitabın ters köşeleri çok etkileyici. Kurgu kavramları anlamak başlarda zorluyor ancak kavradıktan sonra kitap çok akıcı ilerliyor. Ayrıca insanın zihnindeki -doğru ya da yanlış- bir fikre ikna olurken nasıl her şeyi mantığa bürüyüp kendine kabul ettirdiğine tanıklık etmek de hoştu. Harlan her inandığına okuyucu da çok güzel ikna ettiği için ters köşeler epey şaşırtıcı oldu. Yaratılan hikâye evreni mantıksal açık bırakmaksızın işlenmiş, Asimov bu konuda çok başarılı. Bu kitabı Ben Robot'tan kesinlikle daha çok beğendim.
Sonsuzluğun SonuIsaac Asimov · Monokl · 20152,933 okunma
8/10
·238 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 20:40
Bir robopsikolog olan Susan Calvin ile yapılan konuşmalar ve Calvin'in anlatıları şeklinde birleştirilen robot hikayelerinden oluşuyor kitap. Okuyunca fark ettim ki birçok bilimkurgu türünün atası bu robotlar. Ve tabi robot yasaları. Hikâyeler arası bağlantılar güzel, kopukluk hissettirmiyor. Mantıksal açıdan robot yasalarından doğan dilemmaların çözümlemeleri tatmin ediyor sonunda hep. Kurallara bağlı makinelerce yönetilme işi beşer gururuna dokunsa da insanın, bir diğer yandan beşerin kusurlarını barındırmaması açısından da kulağa hoş geliyor. Liyakatsızlık yok, adaletsizlik yok, evet duygu yok ama kayırma da yok. Robotlar gelişip de bize 1. yasa gereği saldıramayacasa ben robotların yetkinliğine varım galiba ya. Elime geçen Asimov külliyatına devam etme şevki veren bir kitap oldu bu, devam edelim bakalım.
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma