Bir sarmaşık diyordu o aşk için. "Aşk" sözcüğü zaten sözlükte "sarmaşık" demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa, aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda.
Yûsuf'un gözleri bir derin kuyu
Yûsuf'un gözleri bir gizli bahçe, yağmur yemiş gül vurgunu
bir yasak kent surları kuvvetli, bir iç şehir kapıları kilitli
yağmurdan sonra açan güneş Züleyha'ya Yûsuf'un gözleri, güneşten sonra yağan yağmur, yine Yûsuf'un gözleri
Yûsuf'un gözleri zindan nedir bilmeyen Züleyha'nın zindanı, Yûsuf'un gözleri Züleyha'nın zindanında gün başlangıcı
bir derin kuyu Yûsuf'un gözleri, evvel Yûsuf'un gözleri, ahir Yûsuf'un gözleri
içinden Mısır geçen Nil bestesi, yine Yûsuf'un gözleri
bir muamma ki Yûsuf'un gözleri, çözmek istedikçe Züleyha, kendi üzerine kapandı Yûsuf'un gözleri
kaldırıp da gözlerini Züleyha
ne renktir bilemedi Yûsuf'un gözlerini
bileydi de öleydi âh, siyâh
bir leylâ olan Yûsuf'un gözlerini
simsiyah bir leylâ olan Yûsuf'un gözlerini