"Şu kopan fırtına Türk ordusudur,yâ Rabbi!
Senin uğrunda ölen ordu budur,yâ Rabbi !
Ta ki yükselsin ezânlarla müeyyed nâmın ,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın!"
"Tahminimden çok uyanıkmışsın be Turko ! Ama kabul etmeliyim ki, siz de asil bir millet sayılabilirsiniz!"
"Fakat aramızda çok büyük bir fark var : bize göre alt ırk diye birşey yoktur ,bu yüzden üstün ırk diye bireyi de asla kabul edemeyiz." "Öyleyse neden on dört asır boyunca Müslümanları Araplarla Türkler idare etti ?"
" Bu bir liyakat meselesidir ,bütün bir insanlık tarihinde insan insanı idare etmiştir. Milletler de insanlar gibidir ,hepsi idareci olamaz,şartları buna elverişli olan idare eder ama kimseyi de küçük görmez. Yeter ki mazilerinde yüz kızartacak hatıralar bırakmış olmasınlar."
Kader denilen olay başlı başına çözümsüz düğümlerle defalarca iç içe geçirilmişti. Çözmeye çalışmak mümkün değildi ve üstelik deneyene de koca bir düğüm armağan ediliyordu. Ah,ne absürt bir paradoks; çözümsüz yazgım hiç tanımadığım insanların dilinin ucunda dolanıyordu.
" Beni teselli etmeye çalışacaklar,bana birtakım sözler sözler söyleyecekler ,sözler,sözler ; bana ne yardımı olacak ki sözlerin? Biliyorum ki sonra yine bir başıma kalacağım. Ve insanlar arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yok..."