Şöyle bir kıssa anlatılır: Bir kral on köpeğinin aç bırakılmasını ve hata eden her vezirin onların önüne atılmasını emreder. Günlerden bir gün vezirlerden bir tanesi melikin hoşuna gitmeyen bir görüş beyan eder. Melik onun köpeklere atılarak cezalandırılmasını emreder. Vezir der ki: “Ben size on yıl hizmet ettim. Bana bu şekilde mi muamele ediyorsunuz? Bari hükmün uygulanmasından önce bana on gün müsaade edin!” Melik de “Tamam, sana on gün mühlet!” der. Vezir köpeklerin bekçisine gider ve “On gün süreyle köpeklerin hizmetini ben yapmak istiyorum.” der. Bekçi de kabul eder. Bunun ardından vezir köpeklerin doyurulması, yıkanması ve her türlü rahatlarının sağlanmasıyla ilgilenir. On gün geçtikten sonra kararın uygulanma zamanı gelir. Melikin emriyle vezir köpeklerin olduğu alana atılır. Melik bekler ki köpekler gelecekler ve veziri parçalayacaklar. Ama bu olmaz. Köpekler gelip vezirin ayaklarına sırımşamaya ve etrafında havlamaya başlarlar. Şaşıran melik sorar: “Bu köpeklere ne yaptın sen?” Vezir cevap verir: “Köpeklere sadece on gün hizmet ettim ve onlar bu hizmeti unutmadılar. Oysa size on yıl hizmet ettim ama siz hepsini unuttunuz!”
Sehavî de şöyle demiştir: “Süfyân es-Sevrî’den gelen sahih rivayette şu manada bir söz söylediği nakledilmiştir: ‘Faydalı bir bilgiyi söyleyenine nispet etmek ilimde doğruluğun göstergesidir. Sükût edip söylememek ise ilimde yalanın ve inkârın göstergesidir.’” el-Cevâhir ve’d-Durer, I, 181.
İmam Ebu Ubeyd Kasım ibn Sellam el-Herevî el-Bağdadi (224/838) rahmetullahi aleyh şöyle demiştir: “Bir bilgiden yararlandıktan sonra bu malumatı zikredip takdir gördüğünde şöyle demen ilmin şükründendir: ‘Falanca kimse açıklayana kadar bu mesele bana kapalı kalmış, bilgim yoktu. İşte bu söz ilmin şükrüdür.’”