HAKAN TOPAL

HAKAN TOPAL
@HAKAN_TOPAL
Şaşırdım Kaldım İşte
Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Bazen sessiz sevdasın İpekten kanatlarla Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla Karşıma çıkıyorsun En serin imbatlarda Adını yazıyorum Bulduğun fırsatlarla Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla Sözde senden kaçıyorum Dolu dizgin atlarla Ne olur bir gün beni Kapından olsun dinle Öldür bendeki beni Sonra dirilt kendinle Çarpsam kara sevdayı En azından yüzbinle Nasıl bağlandığımı Anlarsın kemendinle Kaç defa çıkıp gittim Buralardan yeminle Ama her defasında Geri döndüm seninle Hangi düğüm çözülür Nazla, sitemle, kinle
Şiir
Reklam
Tolstoy: “Başkalarının hayatından ders alın. İnsan, bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor.”der. Sartre ise şöyle destekler: “Yaşamda yapılacak o kadar çok hata var ki aynı hatada ısrar etmenin anlamı yok.”
Hayat ve İnsan
“Belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir. Yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti.” Sabahattin Ali
Edebiyat
Mustafa Kutlu Hikâyeleri
Mavi Kuş hakkında yapılmış çok güzel bir yorum tebrik ederim. 👏 Mustafa Kutlu hikayeciliğini bambaşka bir mertebe olarak görüyorum. Ben onun kitaplarını ortaokul yıllarımda okumaya başladım. Köy okulunda okuduğum için okulun kısıtlı imkanlarla temin ettiği kütüphanede kendime göre kitap bulmakta zorlanırdım. Okul müdürümün kendi kütüphanesi olduğunu biliyordum ve kendisinden bana kitap getirmesini rica ettim. Sağolsun kırmadı ve beni Mustafa Kutlu ile tanıştırdı. Her gün bir kitabını bitirip sabah teslim eder yeni kitabı alırdım. Böyle böyle yaklaşık 30 kitabını okudum. Çizgi film izlemem gereken yaşta beni daha güzel bir hayal dünyasının içine koydu. Hala o yaşta okuduğum kitaplardaki karakterlerle karşılaşıyorum. Bazen ise o sokakları, yolları, dağları, dereleri görüyorum. Özetle Mustafa Kutlu kitaplarını her yaşta insana tavsiye edebilirim.
Edebiyat

Kübra

@_Lacrymosa
·
Issız dağların garip yolcusu.
》Kitap mükemmel bir kasaba tasviri ile başlıyor. Bu satırları okurken çardak kahvesinde sandalyenizi çekip demli bir çay içiyor, mahallenin havadislerini dinliyor, meydan çeşmesinin şırıl şırıl akan suyunun sesini duyuyorsunuz. 》Sonra bir dost sizi sokaklarda gezdiriyor önce. Çarşı esnafı ve mahalleyi detaylarıyla anlatıyor. Her haneye konuk olmuş, ekmeklerini yemiş gibi içine çekiyor sizi hepsinin hayat hikayesi. 》Şimdilerde değeri kalmamış belki de unutulmuş bir şeyi daha anımsatıyor yazar. "Mahremiyet" Bunu da mahalledeki evler üzerinden yaparak çok akıllıca bir yöntem uyguluyor. Evlerin sokağa değil avluya baktığını, sokağı gören kısmın son derece sade yapıldığını, fakat sebze, meyve, çiçek gibi güzel olan her şeyin avluda bulunduğunu, çünkü bunun o evin halkının mahremi olduğunu vurguluyor. Tabiatın yansıması olarak adlandırıyor bunu. 》Bütün bu tasvirleri yaparken de "gördüğünüz gibi" hitabını kullanıyor yazarımız. Öyle samimi öyle sıcak bir üslupla anlatıyor ki. Evet, dediği gibi görüyorsunuz. 》Sonra asıl meseleye geliyor yazarımız: Mavi Kuş. Kuş dediyse öyle sanmayın benim gibi. 》Mavi Kuş. Bir köy otobüsü. Bir yolculuk düşünün. Hava sıcak. Tatlı bir detay olarak kedisini kucağına almadan yola çıkmayan deli bir şoför, ondan daha deli bir muavin. Başka kimler yok ki bu otobüste. Köy ağası, doktor, kuyumcu, iki jandarmayla elleri kelepçeli bir suçlu, köyün öğretmeni ve eşi, turist Amerikalılar ve diğerleri. Hepsinin ayrı bir hikayesi var. Ama o da ne? Bazılarının ise kocaman sırları. Hem bu sırlara hem de kitabın finaline inanılmaz şaşıracaksınız. Ben etkisinden çıkamadım bir süre :) 》Bu seyahatte memleketimizden insan manzaralarını görüyoruz. Diyaloglar sıcacık. Bazen güldürüyor bizi, bazen şok ediyor, bazen hüzünlendiriyor. Tıpkı hayat gibi. Yazarımız da böyle
Edebiyat
Eyleme dönüşmeyen arzu, ruh bozukluğuna yol açar. William Blake
Psikoloji
Reklam