Eşine 30 yıldır aşkla yoldaş,
iki Oğluna arkadaş,
terkedilmiş küçük bir Kıza
sevgiyle, hem yoldaş hem arkadaş.
kendi halinde gelişime aç bir babayım ben.
#37650468#236090965
Hakimiyetlerini açıkça korumaya çalışan anne-babalar acımasızlardır. Erişkin çocukları bir parça bağımsızlıklarını göstermeye başladıklarında, onları vefasızlıkla suçlarlar, hüsran ve kızgınlıklarını saklamazlar.
Anne-babaların çocuklarını doğrudan kontrol etmeye çalıştıkları da görülür. "Dediğimi yapmazsan bir daha seninle asla konuşmam," "Ya dediğimi yaparsın ya da bir daha bir kuruş alamazsın benden," "Söylediklerimizi yapmazsan artık bu ailenin bir parçası olamazsın, seni evlatlıktan reddederim," "Senin yüzünden kalpten gideceğim. Niye dediğimi yapmıyorsun?" Her şey ortada.
Çocuklarını bu şekilde kontrol altına almaya çalışan anne- babalar, bir yandan onların gözlerini korkuturken bir yandan da küçük düşürür, utandırırlar. Anne-babanın duygu ve ihti- yaçları çocuklarınınkinden önce gelir. Bir uyarı zinciri pençesinde çocuklar, kendi düşünce ve isteklerini değersiz, gereksiz detaylar olarak görmeye başlarlar. Bu ilişkide tartışılmaz bir güç dengesizliği vardır.
Kontrolcü anne-babanın davranışlarını sinsi kılan unsur, hareketlerinin dışarıdan "ilgilenme" olarak görünebilmesidir. "Senin iyiliğin için," "Senin için yaptım," "Seni çok sevdiğim için," tanımlamaları aslında hep aynı şeyi ifade ediyor: "Seni kaybetmekten korktuğum için bunu yapıyorum ve bu yüzden acı çekmene bile razıyım.
Kontrolcü anne-babaların kimlikleri anne-babalık görevleriyle öyle özdeşleşmiştir ki, çocuklarının bağımsızlıklarını kazanmasını bir ihanet, terk edilme olarak nitelendirirler.
İhtiyaç duyulmama korkusu, kontrolcü anne-babaların çocuklarının acizliğini teşvik etmelerine yol açar. Çocukları büyüyüp evden ayrılınca hissedecekleri kaybın önüne geçmeye çalışırlar