Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisini; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin, günün birinde meydana çıkıverir. Paran yok; kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyor, kendi kendimize kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz. Yığınlarca tezat içinde yaşıyoruz. Bütün şark dünyası bir izdirap içinde. 
Şu alacakaranlığı bile yitirdik.
Düşerken mavi gece dünyanın üzerine
kimse görmedi bizi bu akşam el ele.
Baktım penceremden
Uzak dağ tepelerdeki günbatımı şenliğine.
Güneşten bir parça yanardı bazen
madeni bir para gibi avuçlarımda.
O bildiğin hüznümle ben
senin anımsıyordum daralmış ruhumla.
Neredeydin o zaman?
Kimlerleydin?
Ne anlatıyorlardı sana?
Nedendir yüklenişi sevdanın üstüme var gücüyle
kendimi böyle kederli, seni bu denli uzak hissederken?
Bak düştü yere hep alacakaranlıkta alınan kitap
Ve pelerinim yaralı bir köpek gibi yuvarlandı ayaklarıma.
Akşamları, sen hep böyle akşamları uzaklaşırsın
Alacak karanlığın gittiği yere doğru, silerek heykelleri