Habibe Öztürk

Üç İstanbul
Puan vermedi·640 syf.··
2025 22. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 23:03
En iyi ilk 10 roman listesine girmiş Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı. Roman İstanbul’un 3 farklı dönemini (Abdülhamit’in istibdat, Meşrutiyet ve işgal yılları) anlatıyor. Kendi de İstanbulu anlatan bir roman yazan, padişah karşıtı Avukat Adnan devlet işleriyle yakinen ilgili iken her gördüğü kadına aşık olabilen baş karakter. En düzgün karakterlerden birinin Adnan olduğunu düşünürseniz geri kalan 20 kadar karakteri siz tahmin edin. Gündüz saraydan para alıp, gece kuyusunu kazanlar, kuranı kullanan din tüccarları, memleket elden giderken, cebini dolduranlar, Avrupa görmüş, namuslu adam beğenmeyen görgüsüzler, para ve mevkii için karısını kullanan p.venkler, hırsızlar, yalancılar, sahtekarlar, sarayda yaşarken bir sabah kendini sokakta bulanlar, sokaklarda büyüyüp bir sabah kendini konaklarda bulanlar.( Şimdi farklıymış gibi) Kitap bu karakterleri, o günkü şartları, imkanları, tercihleri açısından çok cüretkar bir şekilde anlatmış. Bir yorumda bundan dolayı kitabı, imkanı olsa yasaklayacak yorumlar gördüm. Bu da, kitap okumuş insanın bile Anadolu- İstanbul insanını tanımıyor oluşunu kanıtlıyor. Kitap tamda ülkemiz insanının birebir anlatıyor maalesef. Mithat Cemal Kuntay’a gelirsek, 1885 yılında İstanbul’da doğan yazar İskodra asılı bir aileden geliyor. Saint Josep Lisesi’nde başlayan eğitimi Vefa Lisesi’nde bitiyor. 17 yaşında babasını kaybedince ailesine bakmak zorunda kalıyor ve çalışma hayatına giriyor. 1903 yılında Mehmet Akif‘le tanışıyor. Padişah karşıtı olduğundan bir müddet tutuklu kalıyor. Mehmet Akif istibdat adlı şiirini Mithat Cemal Kuntaya’ya ithaf ediyor. Çanakkale cephesine yollanan 40 kadar şairin arasında yer alıyor. 30 Ağustos zaferinden sonra yazdığı Vatan Hisleri adlı şiiri Mustafa Kemal tarafından TBMM de okunuyor. Ölmez bu vatan Varsayalım ölse
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,366 okunma
Reklam
Özgürlüğün bedeli
Puan vermedi·600 syf.··
2025 9. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2025 21:43
Sustum Anne Açmayan Tomurcuğun Rımanı Demet Altınyeleklioğlu’nun , Şaire Şükufe Nihal’in hayatını anlatan biyografi romanıdır. Yazarın okuduğum ilk kitabı, dili gayet akıcı okuması kolay ancak romanda geçenler gerçek olunca etkisi kolay kolay geçmiyor. Şükufe Nihal 1896 Yeniköy‘de varlıklı bir ailede doğar bu arada Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu şahit olan Nihal küçük yaşta şiir yazmaya başlar. Atatürk sevdalısı bir Cumhuriyet kızıdır kendisi ancak zamanın şartlarına göre küçük yaşta zorla evlendirilir. Bu evliliğinden bir oğlu olan Nihal iki yıl sonra bir gün oğlunu ve tahta bavulunu alıp kocasını terk eder. Darülfünun dan ilk mezun olan kadın ve Cumhuriyetinin ilk coğrafya öğretmeni olan Şükufe Nihal öğretmenlik mesleği icra etmeye başlar. Özgürlüğüne çok düşkün olan Nihal, kadın erkek eşitliğini daha o yıllarda savunmaya başlar ve bu inançları doğrultusunda da toplantı ve gösterilere katılır. Türk kadınlar Birliği’ni kurar, bu dönemde Atatürk’ün ilgisini çeker ve huzuruna davet edilir. Atatürk tarafından fikirleri alınan bir kadın kısaca. Kocasından ayrıldıktan sonra Nazım Hikmet’le bir yaz aşkı yaşar ancak dünyaya bakışları farklı olduğu için bu aşk çok kısa sürer. Daha sonra kendisine çok aşık olan Osman Fahri, Nihal tarafından reddedilince intihar etmesi onu çok üzer . Yıllar boyunca bu yüzden kendisini suçlu görür. Daha sonra hayatına Faruk Nafiz girerr. Birbirlerini çok seven bu çift doya doya saklanmadan aşklarını yaşar ancak çevreden gelen sesler yüzünden Faruk Nafiz evlenmek ister fakat özgürlüğünden vazgeçmeyen Nihal evlenmeyi reddedince Faruk Nafiz tarafından terk edilir. Terk edilen Nihal yıkılır. Sırf Faruk Nafiz’a inat Nafizin hiç sevmediği Ahmet Hamdi ile evlenir. Düğün günü o kadar çok gülerler ki (zorla) o gecenin sonunda
Sustum AnneDemet Altınyeleklioğlu · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2019171 okunma
Tolstoy
Puan vermedi·256 syf.··
2025 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2025 22:18
Tolstoy’un otobiyografi ve kurgunun içiçe geçmesiyle kaleme aldığı üçleme Zengin bir ailenin çocuğu olan Tolstoy, Çocukluk kitabında aile ilişkilerini, özellikle annesine bağlılığını, babasına hayranlığını, kardeşleriyle bağlarını, ilk özel hocası ile ilişkileri, dersler, kişiliği otururken ki arayışlarını okuyoruz. İlk kitap annesinin vefatı ile bitiyor. İlkgençlik- Annenin kaybı Tolstoy’u çok etkiler. “Kendimi her geçen gün daha yalnız hissediyordum” S:82 Eğitim hayatında yaşadığı zorluklar, arkadaşları, abisi ile ilişkileri, güven, insanlar arası sınıfsal farklılıklarda yaşadığı zorluklar, içi başka bir şey söylerken dilinin başka şey söylemeye devam etmesi, onu çoğu zaman zor durumda bırakır. Gençlik- Ders çalışmayla pek arası olmayan Nikolenka, karar vermesiyle bu işin altından da kalkar ve üniversiteye girer. Bu detaylar hayli ilginç. İç sesi ve yaptıklarının farklı olması bu dönemde de çok fazla. Kendini fiziksel olarak beğenmeyen Nikolay kızlarla ilişkisi de zorlu geçer. Kitabın sonunda çocukluğunda yazdığı “Yaşam Kuralları” defterine bakar ve bunu tekrar yazmaya karar verir. Okuyun efendim.
GençlikLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,631 okunma
Suyu Arayan Adam
10/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
71 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2024 14:09
Suyu Arayan Adam - Şevket Süreyya Aydemir otobiyografik bir kitabıdır. Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 1897’de dünyaya gelen Aydemir okuma yazmayı dindar olan annesi tarafından öğrenir . Daha sonra askeri okul ve öğretmen okuluna devam eder. 2 abisini savaşta kaybeden Aydemir Birinci Dünya Savaşına gönüllü olarak yazılır ve eğitimine ve mesleğine zorunlu olarak ara verir. Savaş sırasında Anadolu’nun bir çok yerinde görev yapar ve o güne kadar Anadolu diye bilinen vatan Toprağının nasıl yalnızlaştırıldığı, sahipsiz, cahil, yokluk içinde bırakıldığını görür. Kitapta da bunu çok iyi anlatır. “Ya Anadolu?… Devlet Toprakları içinde belki tek temel olan, fakat bu devleti idare edenlerin hiç bilmedikleri, hiç benimsemedikleri bir yer varsa o da Anadolu’ydu.” Sayfa:45 Onlara (Anadolu İnsanına) baktığınız zaman, henüz yenice olan elbisenizden, henüz parçalanmamış ayakkabılarınızdan hatta yüzünüzün taze sıhhatli renginden utanırsınız. sayfa:65 Çocukluk ve gençlik yıllarında Osmanlıcılık daha sonra Turancılık fikirleriyle hayal kurup yolunu çizen Aydemir, savaştan sonra eğitim için Rusya’ya gider. Orada da tarihte çok önemli insanlarla beraber olma şansı yakalar. Doğal olarak Rusya’da bulunduğu sürede komünizmin etkisine kapılır. Eğitiminin bitmesiyle ülkeye dönen Aydemir tutuklanarak ceza evine girer. Burada kaldığı kısa dönem içinde çeşitli insan figürlerini yakından tanımıştır. Ceza evinden çıkan Aydemir Kurtuluş Savaşı ndan yeni çıkmış Türkiye Cumhuriyetinde, aldığı eğitim ve birikimleriyle çeşitli görevlerde yer aldı. Bu esnada Atatürk’ü anlayan ender insanlardan biri olduğunu düşünüyorum. Onun İlke ve İnkılaplarını devam ettirmek için çok çabalamıştır. “Bu davalarda millet ayaklanmış ve onun daima unuttuğunu ve affettiği o büyük bozgunculuklara rağmen, onun
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Üç Ölüm
Puan vermedi·116 syf.··
2024 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2024 16:38
Üç Ölüm… Lev Nikolayeviç Tolstoy Bir Kont ve bir prensessin çocuğu olarak dünyaya gelen Tolstoy varlıklı bir ailede büyümüştür. 82 yıl yaşamış olan yazar bu yılların uzun bir bölümü gerçekliğin peşinde koşmak olmuş. Mülkiyet konusundaki düşünceleri yüzünden bütün servetini köylülerle paylaşmış bu hareketi yüzünden ailesi tarafından eleştirilmiş, bunun yanı sıra hıristiyan anarşizmini savunmuş olan yazar Ortadoks Kilisesi tarafından aforoz edilmiştir. Üç Ölüm Kitaba dönersek içerisinde içinde -Holstomer -Çömlek Alyoşa -Balodan sonra -Köyde şarkılar ve -Üç ölüm adları altında 5 kısa hikayeden oluşuyor. Kitabı okumaya başladığımda üç kişinin ölümünü okuyacağımı düşündüm. Ama yazar bize öyle güzel bir şekilde, -bu dünya da bir tek sen mi yaşıyorsun, ey insanoğlu?!!!! diye bağırıyor ki, kendine geliyorsun. Daha ilk hikayede sarsıldığımı söyleyebilirim. Beni en çok etkileyen hikaye Holstomer oldu. Bir atın hayatını, atın ağzından anlatıyor. Mülkiyet hakkındaki düşüncelerini burada atın ağzından şöyle ifade ediyor; “hiç görmedikleri, üzerinden hiç geçmedikleri toprakların kendilerinin olduğunu söyleyen insanlar vardı.” Holstomerın ölümünü öyle bir anlatıyor ki okumalısınız. Ben okurken çok ağladım. İkinci hikaye Çömlek Alyoşa, bazen şöyle düşünüyorum bazı insanlar bu dünyaya gerçekten çekmeye gelmiş. Alyoşa da onlardan biriydi . Beşinci hikaye olan üç bölümde; -son günlerini yaşayan genç bir kadının, bunu kabullenmeyişi, hayata ve etrafındaki insanlara kızgınlığını, -aynı kaderi paylaşan yatalak bir adam, etrafındaki genç bir delikanlı hasta adamdan çizmelerini; “sen zaten ölüyosun bu çizmeleri bir daha ihtiyacın olmayacak bana ver” diyor!!! Ve kitap başka bir canlının ölümünü anlatarak bitiyor. Onlarsız yaşayamayacağımız halde onları her gün katlettiğimiz
Üç ÖlümLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 20247,8bin okunma
Reklam