Ölmek! Bunun anlamı ne? Ölümden söz ederken rüyada gibiyiz. İnsanları can verirken görmüştüm. Ancak, insan o kadar sınırlı bir çerçeveye hapsedilmiş ki, varlığının başı ve sonuna dair tek bir düşüncesi yok.
Perdeyi kaldırıp ardına adım atmak! İşte hepsi bu kadar! Peki, neden bocalıyor, neden çekiniyorum? Çünkü perde arkasındaki dünyanın nasıl olduğunu bilmiyorum. Üstelik oradan dönemem de artık. Orayla ilgili hiçbir bilgiye sahip olmadığı hâlde, oradaki kargaşayı ve karanlığı sezebilmemiz, ruhumuzun bir üstünlüğü olmalı.
Ah, insan yaşamda öyle geçici bir yolcudur ki, kendi varlığına en fazla inandığı ve arkadaşlarının ruhlarında, kalplerinde en derin izleri bıraktığını sandığı bir yerde bile belleklerden hemencecik silinecek, hiçbir iz bırakmayacaktır! Hem de öyle çabuk ki!
Bizim dünyadaki hakkımız ekip biçmek ve yaşamak için birazcık toprak nihayet sonsuz uykuya yatmak için daha az bir toprak, yani bir çukurla sınırlı değil mi?