Bu romanın en etkileyici yanı, bir ayrılığın yalnızca iki insanı değil, birçok hayatı nasıl etkilediğini göstermesi. Abdullah ve Peri’nin çocuk yaşta koparılması, aslında kitabın merkezindeki büyük yara. Ama Khaled Hosseini bize şunu hissettiriyor:
Bir insanın yaşadığı acı, çevresindeki herkesin kaderine dokunur.
Kitabı okurken insan şunu düşünüyor:
Hayatta verdiğimiz kararlar sadece bizi değil, başkalarının hayatını da değiştiriyor.
Özellikle Peri’nin kardeşinden koparılması, sevginin bazen kavuşmak değil, eksik kalmak olduğunu hissettiriyor. Bu yüzden kitap çok hüzünlü ama aynı zamanda çok gerçek.
Bir diğer güçlü yönü, karakterlerin kusurlu olması. Kimse tamamen iyi ya da kötü değil. Herkes şartlarının içinde seçimler yapıyor. Bu da romanı daha gerçek kılıyor. Yazar adeta şunu söylüyor:
İnsan hayatı siyah ve beyaz değildir; arada kalan duygularla şekillenir.
“Bu kitap bana, hayatın görünmeyen bağlarla birbirine bağlı olduğunu hissettirdi. Bir ayrılık, bir fedakârlık ya da bir kayıp yalnızca o anı değil, yılları etkiliyor. Ve Dağlar Yankılandı, kardeşlik, özlem ve kader üzerine çok dokunaklı bir roman.”