Şu hayatta neyden şikayetçisiniz diye sorsam, hep bir ağızdan başlarız söylenmeye. Açlık var, savaş var, zulüm var, kimseye güven kalmadı diye. Kendim de dahil şunları sormak istiyorum: Bu gece komşularından birinin aç yatmadığından ne kadar eminsin ? Bugün bir şeyleri hunharca satın alırken, yerken, içerken, verdiğin para kime gidiyor, nerede kullanılacak diye düşündün mü ? Ya da patronun şu an aldığın maaşın on katını teklif etse, bu kadarını da hak etmiyorum ben diyebilir misin ? Adalet adalet diye bağırıp dururken etrafa, kendine karşı adil misin ? Adalet kişinin kendinden başlar. Adil olmak bir başkasına haksızlık etmemekten ibaret değil ki. İş hayatında, okulda, hatta evde bile sana karşı yapılan pozitif bir ayrımcılağa da sesini çıkarabilmektir adil olmak. Dürüst olalım, çoğu kimse en çok kendisinin sevilmesini, en çok kendisinin kazanmasını, en güçlünün kendisi olmasını istiyor ve bunları hak ettiğini düşünüyor. Ne yazık ki konuştuğumuz gibi de değil, düşündüğümüz gibi de değil hayat. Bencilliklerimizden gerçekten kurtulabilmek dileğiyle.
Öyle bir iki yıl yetmez tanımak için bir erkeği.
Onlar yalnız mide, bizse yalnız yemeğiz,
Karınları açken tıka basa yerler bizi,
Ama bir de doydular mı kusup atarlar.
Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu