Hızlı adımlarla geçilmiş, karanlık bir sokak çıkmazında bıraktık ütopik düşlerimizi. Ne yana dönsek; Allahtan bozma kulübelerde çocukluğumuzu boğazladılar.
Ne limanlı bir şehrin tuz kokusuna adayabildik ömrümüzü ne de annemizin romatizmal serzenişlerine.
Ne bir savaşçının sol kaburgasındaki emperyal mermiyi öpebildik dudağından ne de babamızın Kürt şalvarındaki öfkeye çobanlık yapabildik.
Şimdi, ellibeş metrekarelik kör yalnızlıklar büyütüyoruz faşist menşeli(!) bir şehrin alaz yanık ayazlarında.
Feridun Urfa