Demek ki kendi kendisiyle yetinse bile dosta gereksinir bilge; olduğunca çok dostu olsun ister, mutlu yaşamak için değil ama! Çünkü o dostu olmadan da mutlu yaşar. Bilge, en büyük iyi araçlarını dışarıda aramaz. Saygınlığı kendi içindedir, kendi kendisiyle bir bütündür. Eger bir parçasını dışarıdan ararsa, kadere boyun eğmeye başlamış demektir.
O halde hangi niyetle dost ediniyorum ben? Uğruna ölebileceğim, sürgününde peşinden gidebileceğim, ölümüne göğüs gerip engel olacağım bir insana sahip olmak için! Şu senin anlatp durduğun sey ise dostluk değil, ticarettir; hani çıkar gözeten, ondan ne elde
edebileceğini hesaba döken ilişki!
Hiç kuşku yok ki, âşıkların sevgisiyle gerçek dostluk arasında benzer bir yan vardır. Onların aşkına delice bir dostluk denebilir. Bir insan, yararı için aşık olabilir mi? Ya da bir
tutku, bir ün uğruna? Aşk, onları her șeye sırt çevirterek, sadece kendisi için, güzelliğin çekici isteğiyle ve karşılıklı bir sevgi umuduyla yakar tutușturur. Peki, kötü bir duygu, kendinden șerefli bir nedenden doğabilir mi? "Şimdi burada, "dostluk kendisi için mi aranmalı' konusunu tartışmıyoruz
ki?" diyorsun. Aslında, her șeyden önce bunun kanıtlanması gerek. Çünkü eğer dostluğun sadece kendisi için aranması
gerekirse, ancak kendi kendisiyle yetinen kişi yanaşır dostluğa. "Nasıl yanaşır yani?" Cok güzel bìr şeye yanaşır gibi, ne bir çıkar umuduyla ne de kaderin değişebileceği korkusuyla. Dostluğu iyi günler için hazırlayan kişi dostluğun kutsal ulu yanını yok eder.
Bir düşün hele; bir eşkıya, bir düșman kılıcını boğazına dayayabilir senin. Daha güçlü olmasını bir yana bıraksak bile, her kölenin senin hayatın, ölümün üstünde söz hakkı vardır. Demek istediğim șu: Hayatını hor gören herkes, senin hayatının efendisi kesilir. Hizmetçilerinin tuzaklarına, ya açık bir zorbalığa ya da bir düzene kurban olanların örneğini getir gözlerinin önüne. Göreceksin ki, kölelerinin öfkesine uğrayanların sayısı, kralların öfkesine uğrayanların sayısından daha az değildir.