"Bir zamanlar," dedi Paganel "Büyük Harun Reşid'in pek de mutlu olmayan bir oğlu varmış. Yaşlı bir dervişe danışmaya gitmiş. Yaşlı bilge, mutluluğu bu dünyada bulmanın zor bir şey olduğunu söylemiş. 'Yine de,' diye eklemiş, 'size mutluluk sağlamanın şaşmaz bir yolunu biliyorum. - 'Nedir bu yol?' diye sormuş genç prens. - 'Mutlu bir insanın gömleğini giymek,' cevabını vermiş derviş. Bunun üzerine, prens yaşlı adamı kucaklamış ve tılsımını aramak üzere yola koyulmuş. Yeryüzünün tüm başşehirlerini ziyaret etmiş! Kralların gömleklerini, imparatorların gömleklerini, prenslerin gömleklerini, derebeylerinin gömleklerini denemiş. Nafile! Daha mutlu olamamış! Bunun üzerine sanatçıların gömleklerini, savaşçıların gömleklerini, tacirlerin gömleklerini denemiş. Yine nafile! Nihayet güzel bir günde, bunca gömleği deneyip de aradığını bulamamaktan hayal kırıklığına uğramış bir halde, babasının sarayına geri dönüyormuş ki, tarlada, neşe içinde ve şarkılar söyleyerek sabanını süren bir adam görmüş. 'İşte, mutlu bir insan,' demiş kendi kendine, 'eğer o da mutlu değilse yeryüzünde mutluluk yok demektir.' Ona doğru yönelmiş. 'Dostum,' demiş, 'mutlu musun?' - 'Evet,' demiş adam. - 'Hiçbir arzun yok mu?' - 'Yok.' - 'Kaderini bir kralınkiyle değiştirmek istemez misin?' - 'Asla!' - 'O halde, gömleğini bana sat!' - 'Gömleğim mi, gömleğim yok ki benim!'"