Ey yaşam dolu olan sen!
Ey olmakla dolup taşan sen! Sen ise bilemezsin, bu dostun (şimdi hava dolu kemik bir kafesten başka bir şeyi olmayan, içsiz, boş göğsünün üzerine mezarın ağır, acımasız, üstüne taş koyulmuş olan…) için acı çekmenin ne zor olduğunu!
Çığlık atmaya gırtlağı olmadığı için inleyemeyen kimseye, başkaldırmaya yüreği olmayan kimseye ne diyorum?
Hatta titreyemeyen, kaşlarını çatamayan, yalnızlığın bu ölüm kokan ıssızlığında bile kendi alnına bir yumruk indiremeyen, dayanamayan, ağlayaman… biri için, bir iskelet için acı çekmek nasıl zor olur, ne kadar zor olur, bilemezsin!
SEVMEK AŞKTAN ÜSTÜNDÜR ve ben ise kendimi asla yüksek aşkların en yüksek zirvesinin düzeyine değin düşürmeyeceğim