Hacer AKDEMİR

Hacer AKDEMİR
@Hacerr_aa
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
Nermin Yıldırım’dan okuduğum dördüncü kitaptı ve şimdiye kadar okuduklarım arasında en üzücü ve en beklenmedik sona sahip olanıydı. Yazarın her kitabında hissettiğim o derin iç yolculuk burada çok daha sarsıcı bir hâl almıştı. Son sayfaya geldiğimde kelimenin tam anlamıyla içim burkuldu, uzun süre o duygudan çıkamadım. Kitapta beni en çok etkileyen şey, herkesin kendi sesiyle konuşması oldu. Her karakterin bir bakış açısı, bir susuşu, bir anlatma biçimi vardı. Nermin Yıldırım’ın kaleminde bu farklı seslerin bir araya gelişi, insanın hem kendisiyle hem de başkalarıyla olan bağını sorgulatıyor. Kitabı karakterler üzerinden değil de, onların bakış açıları üzerinden okumak beni derinden etkiledi. Çünkü herkesin haklı, herkesin kırık bir tarafı vardı. Yazarın dili yine büyüleyiciydi: sade ama dokunaklı, sakin ama içten içe yankılanan bir hüzünle dolu. Sayfalar ilerledikçe yalnızca bir hikâye değil, bir iç hesaplaşma da okudum sanki
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,384 okunma
Reklam
İnsan rüyasında çocukluğunu görüyorsa, büyürken bir şeyleri yanlış yapmış demektir bence. “Yetişkin bir insan ölü bir çocuk değil, yaşamayı başarmış bir çocuktur,” diyor ya Ursula K. Le Guin. Ölmeceksek bari efendi gibi büyüyelim.
İşin doğrusu, erken yaşta evden ayrı olma özgürlüğünün cazibesine rağmen yatılı okumak aslında pek de kolay bir şey değildi. Gece gündüz aynı binanın içinde aynı insanlarla yaşamak, evde olmanın sağladığı konforlu avantajlardan uzak olmak... O yaşta bir çocuk, öyle değilmiş gibi davransa bile aile sıcaklığına muhtaç oluyor sanırım. Yoksa bayılarak geldikleri okuldan annem diye ağlayarak ayrılanlar olmazdı herhalde. Yatılı öğrenciler, ebeveyn şefkatine muhtaç olanlar veya olmayanlar diye değil, yeni duruma kolayca adapte olup bundan keyif alanlar ve adapte olamayıp acı çekenler olarak ikiye ayrılırdı. Neşeli bir arkadaş grubunun içine girmeseydim kolaylıkla mutsuz olabilirdim, bu ikinci gruba adımı yazdırıp, onur üyeliğine kadar yükselebilirdim. Ama şansım yaver gitti ve sadece arkadaşlarımı değil, öğretmenlerimi de çok sevdim. Aile değildik ama aile gibiydik. Pek çok açıdan hakiki bir aileyle birlikte olmaya yeğlenecek bir durumdu bu benim için. Aile gibi olmanın aile olmaktan daha keyifli bir şey olduğunu düşünüyorum hâlâ. Muhtemelen doktorum karşı çıkacaktır ama daha sağlıklı olduğunu da... Zira ailesinin yanında büyüyen bir çocuk buradan asla kaçamayacağını düşünürken, yatılı okuyanlar en kötü durumda ailelerine sığınabileceklerini bilmenin gönül rahatlığını taşırlar. Bir yeri iyi ya da kötü yapan içeride sürdürülen hayattan ziyade, orada sıkışıp sıkışmama hadisesidir bana kalırsa. İnsanın kendini içine hapsedilmiş hissettiği, dışarı çıkmakta güçlük çektiği her yer kötüdür. Burada sözü edilen sevgi dolu insanlardan müteşekkil sıcak bir yuva olsa bile. Ki bütün yuvaların sıcak olduğunu söylemek cehennemi; sevgi dolu olduğunu söylemek de şeytanı hafife almak olur.
Sayfa 224·Kitabı okudu

Hacer AKDEMİR

, bir kitap okudu
8/10
·208 syf.··
2025 37. kitabı
Irvin D. Yalom
8/10 · 16,2bin okunma
8/10
·208 syf.··
2025 37. kitabı
Irvin D. Yalom Günübirlik Hayatlar Yalom'un okuduğum dördüncü kitabıydı. Genel tema ölümle yüzleşmek ve kabullenmek olduğunu düşünüyorum.Bu kitabında gündelik hayatın sıradan gibi görünen ama içten içe derinleşen yönlerini öyle doğal bir akışla anlatıyor ki kendimi satırların arasında kaybolurken buldum. En çok sevdiğim şey ise, şimdiye kadar okuduğum kitaplarında da bambaşka bir bakış açısı kullanması. Her kitapta yepyeni bir anlatım tarzıyla karşılaşmak insana ayrı bir heyecan veriyor. Ben bu değişkenliği ve cesareti hayranlıkla okuyorum.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma