Okumayanlar için; spoiler içerir
Martin Eden! Jack Landon ile tanıştığım kitap. Bitmesini istemediğim için yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara okudum. Bu büyük eser üzerine o kadar çok konuşabilirim ki, sabaha kadar anlatabilirim
Işçi sınıfından olan Martin Eden, denizci olarak yaşamını sürdürürken , hayatını değiştireceğini nerden bileceği, bir kavgaya karışır ve kavgada hayatını kurtardığı gencin teşekkür mahiyetinde olan yemek davetini kabul eder. Yemeğe gittiği evin kapısından girdiği anda oraya ait olmadığını, kendi sınıfının çok üstünde bir sınıfa ait olduğunu anladı fakat daha içeri yeni girmişti ki hayatının aşkı, dönüm noktası, denecek kadınla karşılaştı. Martin Eden kendini asla layık görmediği Kadın'a ispatlamak ve onun sınıfına yükselmek için her şeyi bırakıp kitaplara sarıldı. Okudu. Okudu. Ve okudu. Sabahlara kadar okudu, günlerce aç kaldı ama yine de okudu. Bu arada sürekli hayatının aşkı dediği Kadın'la buluşup kendini ona ne kadar geliştirdiğini göstermeye çalıştı. Onu bu değişime sürükleyen sadece Aşkıydı.
Martin daha sonra yazabildigini farketti. Böylece yazmaya ve ün kazanıp zengin olmaya karar verdi, fakat kimse onun yazdıklarının para edeceğine inanmadı. O kendisine olan inancını hiç kaybetmedi ve sonuna kadar yazdı ta ki bir gün ünlü bir yazar olup en çok satanlar listesinde yer alana kadar.Bu arada hayatının aşkını kaybetmişti. Artık bu hayatta bir amacı yoktu ve kendini fazlalık olarak görüyordu.
Martin Eden; sevdiği kadın için o çok yukarıda görünen, ulaşılmaz burjuva hayatına girmek için deli gibi çalıştı. Kendini geliştirip bir aydın olduğu zaman o çok ulaşmak istediği üst sınıf insanların ne kadar da ahmak, beyinsiz yaratıklar olduğunu gördü. Üstün insan olmanın pahalı kıyafetler giymekle olunmayacağını anladı.
"Ait olduğu yeri