Okumak bir hastalık gibi ya da o hastalığın ilacı gibi. Okumadığın gün eksik hissediyorsun. İlk 6 ay için 50 kitap, geçen 3 senede ise toplam 280 kitap. benim yaşımda biri için hiç de fena sayılmaz. Ee! Ne duruyorum o zaman ikinci 6 aya da 50 kitap sığdıralım, okudukça daha çok mutlu olalım 😊
kaynak: storytel
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Yaban romanı 1932 yılında yayınlanmış. Dolayısıyla Milli Mücadele yıllarını ve o yıllarda Anadolu'da bir köyde geçen ve aydın-halk arasındaki kopuşunu anlatıyor. Roman, idealizm ve gelenekçilik arasındaki çatışmayı, aşk ve ihanet gibi evrensel temaları da ele alıyor.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, roman boyunca Ahmet Celal'in iç dünyasını ve duygularını derinlemesine analiz etiyor. Bu sayede, Ahmet Celal'in yaşadığı çelişkileri ve yabancılık duygusunu daha iyi anlayabiliyoruz
Yaban, Türk edebiyatının en önemli romanlarından biri olarak kabul edildiği için okuma grubumuzda bu haftasonu bu konu üzerine sohbet edeceğiz.
Netice olarak Yaban, Türk edebiyatındaki aydın-halk kopuşunu en iyi anlatan romanlardan biri. Milli Mücadele dönemindeki Anadolu köylerinin atmosferini gerçekçi bir şekilde yansıtmakta. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Celal'in karakterini ve iç dünyasını ustalıkla çizmiş.
Bir İsra!l askeri yaşlı bir kadını yolda durdurur Nereye gittiğini sorar. Kadın evine gittiğini söyleyince, İsrail askeri o yoldan geçemeyeceğini söyler yaşlı kadın askerin yüzüne bakar "Burası benim ülkem, benim topraklarım. İstediğim yerden geçerim."
"Hayır senin değil. Bizim ülkemiz burası" der asker.
Kadın "Burası senin ülken ise bana dedelerinin mezarını göster o halde. Nerede senin dedenin mezarı? Yok. Ama benim dedem ve onlarında dedelerinin mezarları bu topraklarda. Biz burada doğduk, burada öleceğiz. Şimdi çekil önümden" der