Bazı kitaplar vardır, başına buyruk davranır,yerinde duramaz. Çat orada çat burada, çat kapı arkasındadır. Kitapliginda istenmediği zaman karşına çıkar da, arandiginda bulunmaz. Sanki bile bile gizlenip pusuya yatar,o seni görür sen onu göremezsin. Bunun o kıtabin adıyla da, içeriğiyle de bir ilgisi olmayabilir. Belki seni istemiyordur o kadar. Belki de dünyasına küsmüştür,ortaya çıkmak istemiyordur.
"Ben hep çevirmenin bukalemun gibi olması gerektiğine inanmışımdır. Çevirmen de, derisinin rengini yaşadığı çevreye, ortama uyarlayan bukalemun gibi, dünyasına daldığı yazarın kılığına, ruhuna bürünmeli diye düşünmüşümdür. İngiliz şair, denemeci, eleştirmen Samuel Johnson’ın daha on sekizinci yüzyılda dediği gibi: “Çevirmen çevirdiği yazar gibi olmalıdır; yazarı aşmak onun işi değildir..."