Kişi hem ister ötekinin 'içine düşmek', onu bütünüyle 'kaplamak' ; hem de, bu olmağa başlayınca, huzursuz olur, ürker, korkar, ötekinin 'içinde' kendisi olmaktan çıkmaktan, yitmekten —ama gene, bu çatışmayı çözmek için de onu alıp olduğu gibi ilişkinin içine yerleştirmekten başka çaresi yoktur— böyle, yeni biçimleriyle de, sürüp gider çatışma...
Sevgi ise dünyanın en önemli; giderek de (enderliğinden mi acaba--- herhalde...) en değerli şeyidir— çünkü, kişinin bilinçle ve tam da belirli bir kişiye yönelik, bulunabileceği en yoğun ve yalın —anlamlı; amaçlı — eylemidir.
Düşün: Sevgi, eylemdir.
'Aşk', çünkü, önemsiz; giderek, değersiz bir şeydir: kişinin 'başına' nedensizce; hatta nesnesizce 'gelir' : neden şu kişiye aşık olmuşsundur; kimdir, aşık olduğun - belirsizdir - çünkü, yalnızca bir 'etkilenim', bir 'tutku'dur -işte: bir tutulmuşluktur...