Vahşi doğaya hafifçe de olsa temas etmemiz, konuşmalarımızı insanlarla sınırlamamaya, en muhteşem haraketlerimizi dans pistleriyle, kulaklarımızı sadece insan yapımı aletlerin müziğiyle, gözlerimizi "öğretilen" güzellikle, bedenlerimizi onaylanmış duyumlarla, zihinlerimizi hepimizin zaten hemfikir olduğu olgularla sınırlamamaya yöneltir.