Ben bu değişikliği zihnime duyduğu hayranlığa bağlamıştım. Şu an düşününce gerçekten de çok salakmışım. Biyoloji alanında müthiş bir yeteneğe sahip beynimin aşk konusunda bu kadar ahmak olmasını bana sinir bilimle açıklayamazsın. Aşk ne yazık ki böyle bir şey. Ne kadar mükemmel bir his olursa olsun nihayetinde beyninin çökmesine neden olan bulaşıcı bir enfeksiyon.
Falin "ne garip "diye düşündü. Yeryüzündeki neredeyse hemen her şeyin nedeni bir aşktı. Yaşamın, ilhamın ve ölümün...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki de ruh denilen şey sadece duygulardan oluşmuyordu. Öğrenmek ve merak etmek de doğrudan ruhun mayasında olan kavramlardı. Zaten yeryüzüne ulaşan her ruhun, üzerine bir beden getirir geçirmez yaptığı ilk iş bu olmuyor muydu? Keşfetmek. Bu beden ister bir bebeğe ait olsun isterse bir kuşa. Hiç fark etmiyordu. Neticede hepsinin içinde nefes alan şey aynıydı. Öğrenmek için yanıp tutuşan bir ruh.
Yani Falin dilin, dinin, ırkın ne olursa olsun, hangi ülkenin toprağına gömülürsen gömül seni ayrıştıracak yani dönüştürecek olan bakteri, mantar ve diğer küçük canlılar her yerde aynıdır. Üstelik birbirinden çok farklı özellikleri olan bu canlıların nasıl haberleşip bir araya geldikleri hala gizemini koruyan bir konu. Emin olduğunuz tek şey bir beden ne zaman bir yere gömülse, bu ayrıştırma uzmanı olan canlıların kısa sürede görev yerine ulaşacağı gerçeğidir.