Yalnız Kraliçe

Me(?)deniyet ve Eğitim(!)
Puan vermedi·150 syf.··
2024 3. kitabı
Her millet iktidar mekanızmasının başına ya güçlü ya da önemsiz kişileri geçirir. Bunlardan birinin işbaşına gelmesi milletin ahlaki seviyesi ve yaşantısına bağlıdır. (syf:16) Yani "Nasılsanız öyle yönetilirsiniz" tezini doğruluyor bu cümle.. Hatta bunun hakkında kutsi hadis dahi var.. Ahlaki değeri çökmüş, eğitim sistemi cahilliği gideren ama eşekliği baki bırakn cinsten bir hale bürünmüş, evvelden öğretmene tapan bir toplumdan şimdi öğrenciyi önceleyen ve eğitimciyi ötekileştiren bir sisteme evrilinmiş, say say bitmeyecek cinsten çürümüşlük almış başını gider hale gelmiş.. Ah ülkem, vah ülkem durumuna gelmişiz.. Çok uzağa gitmeye gerek yok, hatta insanların ahlaki değerlerinin ne denli çöktüğünü görmek isteyenler tv'lerde reytingi en bol olan program ve dizilere baksın.. İçler acısı.. Aydın kesim, halkın beyni konumundadır. (syf:25) der yazar.. Oysa bu ülkenin, aydın olmak ile faşist olmayı birbirinden ayıramayan okumuş cahilleri var.. Neyi savunduğunu, kime karşı olup kimin yanında durduğunu bilmeyecek kadar kitap ve bilgi yüklü "aydınlarımız".. Yada belki de biz içini boşaltmışızdır bu kelimenin.. Çünkü, aydın olmak sürü psikolojisinden çıkmış olmak demek, doğruyu bir şekilde bulabilmek, yanlış kendindense dahi yanlış olduğunu görüp ikrar edebilmektir.. Ah, doğrusu güzel olan nelerin içini boşaltmadık ki.. Yine dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta: EĞİTİM SİSTEMİNİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ!!! Öyle değil mi?? Eğitim almış olanların tümü; millî düşünceyi geliştirmeye, millî ruhu uyandırmaya, millî iradeyi güçlendirmeye mecburdur. (syf:25) Ben bizim toplumumuzda bunun tam tersinin oluğunu düşünüyorum. Yani evet doğru olan bu, ama bizde sıkıntı var.. Kimse kusura bakmasın ama kültürlü olan insanların devlet karşıtı bir tutumu olması gerekiyormuş gibi bir algı oluşturulmaya
Toplumsal Eğitim
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · panama · 2020124,6bin okunma
Reklam
"Küçücük çocuklara her şeyi neden anlatmak gerek?"
10/10
·183 syf.··
2024 2. kitabı
Hakikaten de sevgili Portuga, bana her şeyi çok erken anlattılar... (syf:183) Ne yazsam sana şimdi Zeze!! Öyle karmaşık duygular içerisine girdim ki kitabın bitimiyle, yutkunmak istedikçe boğazımda düğümlendi tükrüğüm.. Üzgünüm Zeze!! Hem de çok üzgünüm.. Kitabı henüz beş yaşındaki akıl küpü bir afacanın dilinden dinliyorsunuz.. Hatta belki de büyümüş ama çocukluğunu büyütememiş bir yazarın geçmişini izliyorsunuz demeliyim.. Acı geçmiş, asla geçmemiştir bir bakıma.. Acıtarak geçtiği içindir belki de unutulmazlığı.. Kendi başına okumayı, şarkı söylemeyi öğrenmiş, babasını kırdığı için koca boya sandığını yüklenip sırf babasının gönlünü alabilmek adına akşama kadar boyayacak bir kaç ayakkabı aramış sonunda sigara almaya yetecek kadar parayı elde ederek babasını mutlu etmeyi başarmış ama yine de : "Her adımda babamın gözlerine basıyordum sanki. Acımı gözlerinin içinde çekiyordum. Hissettiğim ıstırap her türlü açlıktan beterdi.. (syf:51)" diyebilecek kadar büyümüş bir çocuk, Zeze.. "Fabrika bir ejderhaydı; her sabah insanları yutan, akşamlarıysa yorgun insanlar kusan bir ejderha.. (syf:62)" Babasının işsiz oluşundan sebep mutsuzluğunu farkedip fabrikaları ejderhaya benzetecek kadar da zeki bir afacan aynı zamanda.. Öylesine sefalet içindeydiler ki, şu sözden dahi durumun vehameti anlaşılabiliyordu: "Beslenme saatimiz için yiyeceğimiz yoktu, bu sadece diğer çocuklarda gördüğümüz bir şeydi.. (syf:95)" Dile kolay on iki kardeş, çalışan bir anne ve abla, ne bulsa yapmaya çalışan bir abi, her doğanı büyüten diğer çocuk, işsiz bir baba, bir de üzerine müthiş bir sefalet.. Belki de Zeze'nin afacanlığına olan tahammülsüzlükleri yaşamlarına olan isyanlarından kaynaklanıyordu, kim bilir!? Yada her yaramazlığında hayata karşı atamadıkları öfkelerini henüz beş yaşındaki Zeze
Çocukluk Yaralarımız
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,1bin okunma
Tefekkürün Kitap Hali..
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2023 00:00
Yunus Suresi 11. Ayette Allahû Te'âla buyuruyor ki: "De ki: Göklerde ve yerde neler var? Bir baksanız-a!" (syf:7) On dört bölümden müteşekkil, her bölüm ayrı bir alem, her alem ayrı bir sanat, her sanat ayrı bir hayranlık..Tefekkürün kitaplaşmış hali demek abartı olmaz sanıyorum. Yerin, göğün, güneşin, ayın, ateşin ve toprağın yaratılışından tutun da insanın uzuvlarındaki hikmetleri, kuşları, balık ve vahşi kara hayvanlarının türleri, yaşam biçimi, yaratılışlarındaki özen ve nizamı anlatan, derinlere çok fazla inmeden derinleştiren Varlıkların Yaratılış Hikmetleri'ini özet halinde sunan akıcı ve hayret verici bir eserdi. Mesela, kuşlar kursaklarının dar oluşundan sebep, tıpkı bebeklerin ilk 6 ay anne sütüyle beslenmesi gibi en başlarda rüzgarla rızıklanıp sonrasında annesinin kendisini beslemesine ihtiyaç duyuyorlarken civcivlerin kabuklarından çıktıklarında yiyeceğini bulup yeme kudretine sahip oluyor olmaları.. Arıların başlarında tek reis'lerinin oluşu, iki reis olduğunda parçalanma bölünme olmaması adına aralarından bir reisin öldürülmesi.. Yırtıcı kuşların ölecekleri zaman kendilerini saklamaları, bir nevi mezarlarını önceden hazırlamaları... Örümceğin avını ince ördüğü ağına düşürerek rızıklanması, karabatağın denizden avlanması.. Filin hortumuyla her işini görmesi, ipek böceğinin insanlar için ipek üretmesi.. İnsan için göğün, havanın, yerin, güneşin ve yaratılmış her zerrenin ehemmiyetli oluşu.. Biri olmasa neredeyse yaşamanın imkansızlaşması yahut yaşamanın güç hale gelecek olması.. Sonrasında verilen tüm nimetleri görebilmemiz, düşünebilmemiz, şükredebilmemiz için art arda gelen ayetler.. Ve hepsini özeti niteliğinde bir ayet : "Kendi nefislerinizde dahi (nice ayetler var), bunları hiç de görmüyor musunuz?" Zâriyat Sr: 21. Ayet (syf:70) Öyle diyordu bir şair, "insan bir defa
Hikmet ve Tefekkür
Varlıkların Yaratılış Hikmetleriİmam Gazali · Dede Korkut Yayınları · 19781,542 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2023 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2023 00:00
"Çocukken kendimizi tanımladıklarımız, başkalarının gözünden kendimizi tanıyışımızmış meğerse..."(syf/266) Belki de çocukluğumuzun en yaralayan kısmıydı bu! El alem ve onların tükenmek bilmeyen "bilmişlikleri.." Çocukken "başkalarının gözünden kendimize bakmayı" büyüyünce de bırakamadık. El alemin inşa ettiği çocukluğumuz başkalarının varlığımıza yüklediği anlamla katlarını çıkarken, aslında kendimiz olmaktan ziyade başkalarının bizde görmeyi istediği kişiliğe, hayata, belki de mesleğe hapsolduk. Açık cezaevinin dışındaki değil içindeki duvarlara mahkum olduk. Benliğindeki yaraları onaran Bilgisayar Mühendisinin de dediği gibi: "En çok aferini nerede aldıysa, en çok neyle ilgi gördüyse oraya gitme gayretinde şekillenen kişilik.."(syf/266) Ben biraz da bilinçsiz büyütülmüş olmamıza bağlıyorum çocukluğumuzun yaralarını fakat ebeveynlerimi suçlamadan. Zira bizden bir önceki neslin ebeveyni daha bilinçsizdi. Hepsi bir ötekinin yaptığı yanlışı yapmamak adına kendi anne ve babasından daha iyi olma gayretinde, imkanları dahilinde çabaladılar. Elbette çabalamayanlar, daha kötüsü olanlar, hatta daha da iyisi olanlar vardır fakat bu da çok nadirdir. "Nadir olan ise yok gibidir.." Genellikle psikologlar kızgın olduğumuz, kırgın olduğumuz herkesi içimizde effetmemiz gerektiği kanısındadırlar. Biz ise kötülük yapanları, hakkımızı yiyenleri affetmenin, onlara ödül olduğu düşüncesine kapılıp ne kadar sevmediğimiz, kızdığımız, küstüğümüz insan varsa onları içimize hapsedip kendimizi hasta etmek eylemiyle sözde ''kızdığımız'' kişileri cezalandırırız. Oysa içimize hapsettiğimiz kötü duyguların negatif enerjilerini yutan da cezayı çeken de biziz, farkında değiliz. Bu hususta şu ayet geliyor hemen aklıma : "Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder,
Psikoloji-İnceleme
Bırak ve RahatlaAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20192,500 okunma
Kusurlu olan kişilerdir, İslam kusursuzdur
8/10
·408 syf.··
2023 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2023 00:00
Size: Âdetin, alışkanlığın nedir, diye sorulduğunda, Peygamberimin sünnetleridir, deyin... Benim itiyadım şöyle, mûtadım böyle demek, hep nefsin oyunlarıdır. İnsanı esir etmesidir. Nefsinize ne kadar hâkim olursanız, o kadar hür yaşarsınız. (1.cilt/syf:154) Üstad Ali Ulvi Kurucu hâtıratlarını anlattığı ilk ciltte çocukluk ve gençlik yıllarından, Ezher'deki eğitim hayatından bahsetmiş. Alim bir dede, alim bir amca ve alim bir babanın bereketli ilim sofrasından da ahlak nimetinden de nasiplenen bir çocuk, Ali Ulvi Kurucu Hoca. Dedesinden : "Vaktini hiç boşa geçirmez, uzak beldelere mevlit için gittiğimiz vakitlerde yolda Kur'an okur, yemeğe dahi çok zaman ayırmamaya gayret eder, her defasında sorduğum sorulara ilk defa soruyormuşum gibi nazik ve içten cevap verirdi." diyerek muhabbetle bahsetmesi, insanın kal'de değil aynı zamanda hal'de de örnekliğinin çocuk zihninde uyandırdığı güzel anıları okuyorsunuz aynı zamanda. Bir aile düşünün ki; aşk ile Allah yolunda çalışan, canıyla malıyla çabalayan ve hiç bıkmayan. Bir de böylesine güzel bir ortamda yetişen çocukları hayal edin... Fakat sadece okumak, okutmak ve anlatmakla kalmayıp, İslam'ı yaşantısına taşıyan, çevresine değil evvela evine Müslüman olan, önce 'dinini' evindeki evlatlarına sevdiren bir babanın, kendisi gibi âlim yetiştirdiği iki evladının dahi babaları gibi, ilme ve o ilmin mâhiyetine aynı ehemmiyeti vererek kendi nesillerine bu güzel şuuru taşıyabildiklerini görüyorsunuz. Böyle bir hayata ve o hayatın içinde İslam'ı ahlakına giydirmiş ve bununla yetinmeyip nesline de o ahlakı kuşanma hassasiyetini inşa etmiş aileye hayran olmamak elde değil. Yıllarca maaş alamadan imamlık yapan, ezanın yasaklanıp, İslam'ın gizli kapılar ardında anlatılmaya çabalandığı bir devirde gerçekten Müslüman kimliği ile korkmadan ve
İslam
Üstad Ali Ulvi Kurucu - Hatıralar 3M. Ertuğrul Düzdağ · Med Kitap · 2018509 okunma
Reklam