"Eğer Allah'tan gereği gibi korkarsanız, gerçek bir bilgi ile eşyayı tanımaya başlarsınız.
Eğer Allah'ı gereği gibi tanırsanız, duâlarınız ile dağlar yerinden oynar.."
Her millet iktidar mekanızmasının başına ya güçlü ya da önemsiz kişileri geçirir. Bunlardan birinin işbaşına gelmesi milletin ahlaki seviyesi ve yaşantısına bağlıdır. (syf:16)
Yani "Nasılsanız öyle yönetilirsiniz" tezini doğruluyor bu cümle.. Hatta bunun hakkında kutsi hadis dahi var..
Ahlaki değeri çökmüş, eğitim sistemi cahilliği gideren ama eşekliği baki bırakn cinsten bir hale bürünmüş, evvelden öğretmene tapan bir toplumdan şimdi öğrenciyi önceleyen ve eğitimciyi ötekileştiren bir sisteme evrilinmiş, say say bitmeyecek cinsten çürümüşlük almış başını gider hale gelmiş..
Ah ülkem, vah ülkem durumuna gelmişiz..
Çok uzağa gitmeye gerek yok, hatta insanların ahlaki değerlerinin ne denli çöktüğünü görmek isteyenler tv'lerde reytingi en bol olan program ve dizilere baksın.. İçler acısı..
Aydın kesim, halkın beyni konumundadır. (syf:25) der yazar..
Oysa bu ülkenin, aydın olmak ile faşist olmayı birbirinden ayıramayan okumuş cahilleri var..
Neyi savunduğunu, kime karşı olup kimin yanında durduğunu bilmeyecek kadar kitap ve bilgi yüklü "aydınlarımız"..
Yada belki de biz içini boşaltmışızdır bu kelimenin.. Çünkü, aydın olmak sürü psikolojisinden çıkmış olmak demek, doğruyu bir şekilde bulabilmek, yanlış kendindense dahi yanlış olduğunu görüp ikrar edebilmektir..
Ah, doğrusu güzel olan nelerin içini boşaltmadık ki..
Yine dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta:
EĞİTİM SİSTEMİNİN ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜ!!! Öyle değil mi??
Eğitim almış olanların tümü; millî düşünceyi geliştirmeye, millî ruhu uyandırmaya, millî iradeyi güçlendirmeye mecburdur. (syf:25)
Ben bizim toplumumuzda bunun tam tersinin oluğunu düşünüyorum. Yani evet doğru olan bu, ama bizde sıkıntı var..
Kimse kusura bakmasın ama kültürlü olan insanların devlet karşıtı bir tutumu olması gerekiyormuş gibi bir algı oluşturulmaya