اِسْتَج۪يبُوا لِرَبِّكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِۜ مَا لَكُمْ مِنْ مَلْجَاٍ يَوْمَئِذٍ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَك۪يرٍ
Allah tarafından, geri çevrilemeyecek kıyamet günü gelmeden önce, Rabbinizin davetine uyun, çünkü o gün, sizin için sığınacak bir yer yoktur ve siz inkâr da edemezsiniz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
مَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الْاٰخِرَةِ نَزِدْ لَهُ ف۪ي حَرْثِه۪ۚ وَمَنْ كَانَ يُر۪يدُ حَرْثَ الدُّنْيَا نُؤْتِه۪ مِنْهَا وَمَا لَهُ فِي الْاٰخِرَةِ مِنْ نَص۪يبٍ
Her kim ahiret kazancını isterse, biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama onun ahirette hiçbir nasibi yoktur.
Size: Âdetin, alışkanlığın nedir, diye sorulduğunda, Peygamberimin sünnetleridir, deyin... Benim itiyadım şöyle, mûtadım böyle demek, hep nefsin oyunlarıdır. İnsanı esir etmesidir. Nefsinize ne kadar hâkim olursanız, o kadar hür yaşarsınız.
(1.cilt/syf:154)
Üstad Ali Ulvi Kurucu hâtıratlarını anlattığı ilk ciltte çocukluk ve gençlik yıllarından, Ezher'deki eğitim hayatından bahsetmiş.
Alim bir dede, alim bir amca ve alim bir babanın bereketli ilim sofrasından da ahlak nimetinden de nasiplenen bir çocuk, Ali Ulvi Kurucu Hoca.
Dedesinden : "Vaktini hiç boşa geçirmez, uzak beldelere mevlit için gittiğimiz vakitlerde yolda Kur'an okur, yemeğe dahi çok zaman ayırmamaya gayret eder, her defasında sorduğum sorulara ilk defa soruyormuşum gibi nazik ve içten cevap verirdi." diyerek muhabbetle bahsetmesi, insanın kal'de değil aynı zamanda hal'de de örnekliğinin çocuk zihninde uyandırdığı güzel anıları okuyorsunuz aynı zamanda.
Bir aile düşünün ki; aşk ile Allah yolunda çalışan, canıyla malıyla çabalayan ve hiç bıkmayan. Bir de böylesine güzel bir ortamda yetişen çocukları hayal edin...
Fakat sadece okumak, okutmak ve anlatmakla kalmayıp, İslam'ı yaşantısına taşıyan, çevresine değil evvela evine Müslüman olan, önce 'dinini' evindeki evlatlarına sevdiren bir babanın, kendisi gibi âlim yetiştirdiği iki evladının dahi babaları gibi, ilme ve o ilmin mâhiyetine aynı ehemmiyeti vererek kendi nesillerine bu güzel şuuru taşıyabildiklerini görüyorsunuz.
Böyle bir hayata ve o hayatın içinde İslam'ı ahlakına giydirmiş ve bununla yetinmeyip nesline de o ahlakı kuşanma hassasiyetini inşa etmiş aileye hayran olmamak elde değil.
Yıllarca maaş alamadan imamlık yapan, ezanın yasaklanıp, İslam'ın gizli kapılar ardında anlatılmaya çabalandığı bir devirde gerçekten Müslüman kimliği ile korkmadan ve