Mesele basit bir dilbilim meselesi değildir. Mesele “düşünen canlı” (hayvan-ı natık) olan insanın kendini bilme ve bulma meselesidir. Bu canlının elindeki linguistik araç seti ne kadar zenginse, hakikatin farklı veçhelerine ve mertebelerine ulaşması da o kadar mümkün hale gelir. Fakir bir dille zengin bir düşünce dünyası kuramayız. Dil ve düşünce dünyamız eş zamanlı olarak fakirleştiğinde başkalarının kavram ve tasavvur dünyasının esiri oluruz. Düşünmek bu esaretten kurtulmaktır.
Bir yolun yöntemi, ancak o yola girdiğiniz zaman sizin için anlamlı ve faydalı bir şey haline gelir. Doğu’nun teknik diliyle söyleyecek olursak inisiasyon (intisap) olmadan meditasyon (tefekkür) olmaz.