Halil Kocalar

Halil Kocalar
@HalilKclr
Üniversite
16 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sevdik de ne oldu sanki, ne kaldı elde? Bir yudum daha eksildi ömürden, sessizce elde O güzel dediğin belki bir gölgeydi Ya da gözlerimizin kurduğu bir perdeydi Biz verdik ona anlam, yükledik hevesle O ise çekip gitti, usulca, bir nefesle İyi dedik, kötü dedik , hangisi sahici? Boşuna tartıştık, hepsi gelip geçici Şu kısa ömürde, sevdik diye biraz Bu kadar keder yüklenir mi insana, olmaz? Bak, dünya aynı dünya, gök yine yerinde Değişen biz olduk, eksildik içimizde Belki de mesele bambaşka bir yerde durur İnsan birine değil, zamana tutulur Ve zaman… akar gider, kalmaz hiçbir tende Ne seninle kalır, ne benimle , ne de elde
Şiir
Reklam
Uyan İbrahim, bak, göğün kapıları açıldı. Üzerimize yağan bu nur, sadece su değil, bir âb-ı hayat. Herkesin nasibi aynı, herkesin sızısı başka. İşitiyor musun o sesi? Gök gürlüyor, bir kadim tanburun teli kopmuş gibi. Sen de duyuyorsun, ben de, ama sadece biz uyanığız bu uykudan. Uyan İbrahim, içindeki o baltayı fırlat karanlığa. Gece, zerre zerre örttü dünyayı. Herkes o kara libasın altında, herkes kendi rüyasının esiri. Bir tek biziz, bu semavi musikiyi dinleyen. Sen ve ben, gecenin bu ıslak, bu vahşi teninde.
Şiir
Geçmiş, artık sadece hatırlanan bir yer değil; insanın içinde taşıdığı bir sızı oluyor. Görülebiliyor ama dokunulamıyor. Yaklaşmak istedikçe geri çekiliyor, anlamaya çalıştıkça şekil değiştiriyor. Sevdiğinin sesi bazen çok yakın, bazen sisin içinde kaybolmuş gibi. Yüzü eksik değil aslında; sadece zaman bazı çizgileri bilinçli olarak saklamayı seçmiş gibi. Ölüm Allah’ın emri; buna itiraz yok. Ama şu ayrılık… Kalbin razı olmakta en çok zorlandığı yer de burası. Ne tam hatırlamak mümkün artık ne de unutmak. Bellek güvenilir bir anlatıcı değil; anları değil, duyguları taşıyor. Parçalar sunuyor, aralarını sessizlikle dolduruyor. Ama o sessizlik boş değil. Orada sevdiğinin yokluğundan çok, varlığının bıraktığı iz hissediliyor. Zaman anıları saklamış olabilir ama sevgiyi saklayamıyor. Çünkü bazı bağlar hatırlanarak değil, hissedilerek ve kabullenilerek yaşanıyor. Şu ayrılık olmasaydı kalp bu kadar yorulmazdı belki. Ama ayrılık bile onun sevgisini silemiyor. İnsan sevdiği birini kaybettikten sonra şunu fark ediyor: Ona artık dokunamasa da, onunla ilgili hisler hala canlı; insanın içinde, kimliğinin en derin yerinde nefes almaya devam ediyor. Geçmiş bulanıklaşsa bile sevgi net kalıyor. Ve bazen bu, hatırlamaktan daha büyük bir teselli oluyor.
Duygu ve Düşünce
Cemâlin seyreden istemez cennet Bu aşkın derdine dünya ve ukbâ sığmazam Bal ü şeker senin, gül-şekerim sensin ey yâr Dudağın zevkine cümle nebâtâ sığmazam Dudak kevseriyle mest olup âlem dolarken Benim hâlimi sor, bâdeye, sahbâ sığmazam Cihânın atlası, tâc u serîri neylesin Gönül mülküne ben taht ile tâcâ sığmazam Halil, aşk oduna yandıkça olur pür-şevk Ne yana, ne cihâna, ne semâya sığmazam
Reklam