"Mekke nüfusu çeşitliydi. “İç Kureyş" adıyla tanınan merkezi ve hâkim unsur iş adamları, tacirler, girişimciler ve transit ticaretinin gerçek sahiplerinden oluşan bir çeşit tüccar aristokrasisinden ibaretti. Onlardan sonra, "Dış Kureyş" denilen, şehre nispeten yeni yerleşmiş olanlardan müteşekkil, mütevazı hukuka sahip ufakça tacirler topluluğu ve nihayet yabancılar ve bedevilerden meydana gelen "işçi sınıfı" yer alıyordu. Mekke dışında "Kureyş Arapları" yani tâbi bedevi kabileleri bulunuyordu."
"En önemli tanrılardan üçü Menât, Uzza ve Allat idi ki, sonuncusunu Herodotos zikreder. Bu üç tanrı, genellikle daha yüksek bir tanrıya, Allah'a tâbi bulunuyordu."
"Şeyh kabile efkârını belirlemekten ziyade, buna uygun hareket eder, vazife yükleyemez ve ceza veremezdi. Şeyhin “idarecilik" vazifesi emretmekten çok, hakemlik yapmaktı. Şeyh zorlama kudretine sahip olmadığı gibi, makam salâhiyeti, hükümdarlık, kamu cezası vb. kavramları da göçebe Arap toplumunda nefret uyandırırdı. Şeyh kabilenin yaşlıları tarafından "Ehlü'l-beyt" adıyla tanınan tek bir ailenin üyesi arasından seçilirdi."