Delilik yapmak istiyorum, sokaklarda yuvarlanmak ya da dans edercesine adımlarla oradan oraya sıçramak, bir şuraya göz kırpmak, bir buraya dil çıkarıp gördüklerimle alay etmek...
Oysaki aksine, yolda ciddi, öylesine ciddi adımlarla ilerliyordum ki. Ve sizlerin, hepinizin de böyle ciddi ciddi yürüdüğünüzü görmek ne kadar güzel...
Asıl sorun ne biliyor musunuz? Söylediklerinizin benim içimde neye dönüştüğünü, onları nasıl içselleştirdiğimi ne siz bileceksiniz sevgili dostum ne de ben size anlatabileceğim. Hayır hayır, Arapça konuşmadınız.Siz ve ben aynı dili, aynı kelimeleri kullandık. Fakat kelimelerin içleri boş, anlamları kayıpsa, bunda sizin ve benim ne suçumuz olabilir ki? Evet sevgili dostum, boşlar. Ve o kelimeleri birbirimize söylerken, her ikimiz de kendi anlamlarımızı yüklüyoruz onlara. Birbirimizi anladığımızı sanmıştık; halbuki bakın, hiç de anlaşamamışız.
Bedenimde ve üzerinde hiç düşünmediğim kim bilir hangi davranış ve düşüncelerimde ailemin damgasını taşıyordum -oysa başkalarının içimde, yürüyüş, gülüş ve selamlayış tarzımda izlerini görüp bir çırpıda tanıdığı bir damgaydı bu.
En azından bana en yakın kişiler -yaygın ismiyle, tanıdıklarım- için kim olduğumu keşfetmeyi, onların gözünde olduğum kişiyi inatla didik didik edip parçalarına ayırarak eğlenmeyi kafama koydum.