Zulme, sindirmeye ve sansüre -kurumsallaşmış bir iktidarın olduğu her yerde sansür de vardır- galip gelmenin tek yolu bunları reddetmektir. Benim sesimi kesmeye çalışırsanız ben de sizin sesinizi keserim de dahil, hiçbir şekilde karşılık vermeksizin, her şekilde ve ne olursa olsun reddetmek. Sonsuza kadar üstesinden gelmek için. Aşmak için. Zamyatin'in yaptığı tam olarak budur.
İçimdeki bu yabancıya nasıl katlanacaktım? Aslında kendimden başkası olmayan bu yabancıya? Onu nasıl görmezden gelecektim? Nasıl bilmezden gelecektim? Başkaları onu gördüğü halde ben görmezken, onu daima beraberimde götürmeye, içimde taşımaya mahkûm bir halde, nasıl yaşayacaktım?
Vicdanınız neyinize yetiyor? Yalnız hissetmenize mi? Tanrı aşkına, hayır. Yalnızlık sizi korkutuyor. O halde ne yapıyorsunuz? Pek çok kafa hayal ediyorsunuz. Hepsi de sizinkine benziyor. Hatta benzemekle de kalmıyorlar, onların hepsi sizin kafanız. Ve belirli durumlarda, bizzat sizin tarafınızdan görünmez bir iple çekilir gibi, sizin istekleriniz doğrultusunda öne ya da yana sallanarak evet ya da hayır diyorlar. Böylece siz de kendinizi güvende ve rahatlamış hissediyorsunuz.