Halime Anadolulu

Halime Anadolulu
@HalimeA
MÜ/Türkçe öğretmenliği
Denizli, 25 Ocak
140 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Anneler çeker yükü", "Anneler cefakârdır", "Anneler fedakârdır." "Anne çocuğu için canını bile feda eder." gibi kasıtlı ve kitlesel söylemler, anneliği yüceltir görünürken aslında, sadece bir insan olan anneye taşıyamayacağı kadar ağır yük yüklemekte, çocuk büyütmenin bütün yükünü anneye dayatmayı meşrulaştırmaktadır. Savaş ve kıtlık zamanlarında, anne-babaların yiyecek bulduklarında bunu çocuklarından gizli yediğini biliyoruz. Varlığını idame ettirme içgüdüsü, annelik içgüdüsüne baskındır. Kitlesel şekilde anneye dayatılan,salt fiziksel anneliktir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Annelik, toplumlarda hakikaten dayatılan bir şey ve anneliğin yüceltilmesi de bu dayatma için kullanılıyor. İnsan doğduğu zaman, nasıl bir hayat yaşayacağı zaten çoktan belirlenmiş durumda. Kişiler farkında olmadan, kendileri için belirlenmiş hayata uymaya çalışıyor, kendilerini bu belirlenmiş hayata uyabildikleri ölçüde mutlu ya da başarılı zannediyorlar. "Evlenince ve çocuk sahibi olunca mutlu olursun." dendiği için insanların bu konu üstünde gerçek anlamda kafa yormadan, evlenince ve çocuk sahibi olunca mutlu olacaklarını zannettiklerini, çok kadının evlenmek için evlendiğini ve çocuk sahibi olmak için çocuk sahibi olduğunu düşünüyorum.
Sartre, sevmenin, kendini sevdirme projesi olduğunu söyler. Sevgi, karşımızdaki kişi bizi sevmediğinde de bundan etkilenmeden kalıyorsa, değişmiyor, azalmıyorsa, o zaman gerçek sevgidir.
Burkart "Çocukluğumuz hakkında bir şeyler öğrenmek isteyen biri, ruhumuz hakkında bir şeyler öğrenmek istiyor demektir," demişti.
İnsanların çocukluk acılarına dair nasıl cümleler kurduklarına dikkat edin: "Annem ayaklarımın büyük olduğunu söylerdi,", "Babam arkadaşlarımın doğum günü partisine gitmeme izin vermezdi,", "Arabayı nasıl yıkarsam yıkayayım asla beğenmezlerdi," gibi, aslında uzaktan detay gibi görünen şeyler olduklarını fark edeceksiniz. Nitekim anne-babalar da hep "Aman, ben söylediğimi/yaptığımı unutmuşum, o hâlâ o küçücük şeyi hatırlatıp duruyor!", "Bunda ne var ki? Benim yaptığım, ufacık şey. Benim çocuğum fazla kinci/hassas," gibi cümleler kurup dururlar.