Halime Anadolulu

Halime Anadolulu
@HalimeA
MÜ/Türkçe öğretmenliği
Denizli, 25 Ocak
140 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İngilizce söylersem, "Learning is easy. To unlearn is the task." Yani, öğrenmek kolay, Öğrenilmiş bir şeyi unutmak güçtür. Size ne öğretilmiş olursa olsun, artık kendi yaşamınızdan ve duygu durumunuzdan tamamen kendinizin mesul olduğunu, büyümekle birlikte her açıdan kendi kendine yeten bir varlık haline geldiğinizi, artık kimsenin sevgisine ve onayına ihtiyacınız olmadığını kendinize sürekli hatırlatabilirsiniz.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Psikolojiyle ilgilenen herkes bilir ki kendi acılarının, duygularının, hayatının, davranışlarının sorumluluğunu kabul etme çok önemli bir aşamadır. Anne-babayı ve sonra anne-baba üzerinden farklı otorite figürlerini haksız görme ama yine de haksız gördüğünüz bu davranışların sizin hayatınız üzerinde dolaylı veya dolaysız tahakküm kurmasına izin verme, içten yahut dürüst olmayan, kendi hayatına odaklanmak yerine başkalarının hayatını izleyen ve onları kıskanan, hayatının direksiyonunu eline almayan ve sürekli şikâyet eden, kendi sıkıntılarından dolayı, elinde olmayan şartları, başkalarını suçlayan ve bunları değiştirmek için hiçbir şey yapmayan, hayata karşı edilgin bir tavrı olan, fakat memnuniyetsiz, fakat yakınan, fakat birbirinin kuyusunu kazmakla meşgul bireylerle dolu bir toplum meydana getirir.
Yirmi yıl kadar önce, elli yaşlarında bir adamın televizyonda konuşmasına şahit olmuştum. Sorunlarının temelini kendisinin ve eşinin ebeveynlerinin artık hayatta olmayışına bağlamış, birkaç kez ısrarla "Anne-babalarımız öldüler. Bu nedenle neyi nasıl yapabileceğimizi bilmiyoruz. Rehberden yoksunuz," diye yinelemişti. Bu bakış, "anne babaya saygı" adı altında içimize işleyen zihinsel istismarın sonucu.
Geleneksel çocuk eğitimi, inisiyatif alamayan, hayatını kendi kontrolü altında hissetmeyen, ne zaman ne yapması gerektiğini bilemeyen ve her adımında üst mercilerin ağzının içine bakan, bu durumu açıkça sömürüldüğünde dahi "Amirimdir, döver," gibi söylemlerde bulunan yetişkinler yetiştirir.
Büyükler, kendi istek, irade ve düşüncelerini çocuğa yerleştirir ve çocuğu bunun kendi istek, irade ve düşüncesi olduğuna inandırırlar. Amaç çocuğun kendi sesini, kendi duygu ve düşüncelerini duymasını sağlamak olmalıyken biz bunları bastırıyoruz. Hayatımız, sonrasında, çocukken bastırmayı öğrendiğimiz sesimizi yeniden bulmakla, onunla irtibata geçmeye çalışmakla geçiyor. Anne-babanın onayını almadan hareket edemeyen çocuk, büyüdüğünde de otorite olarak algıladığı merci her neyse onun onayı haricinde hareket etmeye ve hatta düşünmeye cesaret edemez.