Helimee

Hayret yoksa umut da yok!
Her şeyin bize normal geliyor olması hiç normal bir durum değildir. Neden acı, yoksulluk, kaygı, sınav, yaşam vs. her şey bize normal geliyor. Neden kurduğumuz ilişkilerin bir gün bitebilir oluşu bize normal geliyor. Neden yarına dair umut besleyebilmek için bugünün her şeyini yakabiliyoruz. Bunlar normal şeyler değil. Yanı başımızda savaşlar var ve insanlar ölüyor, yanı başımızda açlık var ve insanlar ölüyor, yanı başımızda sokaklar var ve insanlar yürüyor. Bu yaşamın normali nedir sorusuna da henüz cevap bulabilmiş değiliz. Her şeyin normalleşmesi demek skandalların artık skandal olmamasını barındırmaktadır. Yani bir sabah uyanıyoruz ve bir haber alıyoruz . Eğer o haber olmamasi gereken bir haberse, olmasi ile birlikte toplumun tamamını veya bir kısmını olumsuz etkiliyorsa skandal olarak tarihteki yerini almalı. Fakat son birkaç yıldır toplumsal basiretsizliğin dibinde basiret ariyoruz gibi. En kötü olaya, en kötü habere verecek bir mimik tepkimiz dahi kalmamış. Bu durum hayret etmenin yitirilmesi ile yakından ilişkilidir ve geleceği bu günden şekillendirmenin bozuk temelidir. Hayret etme dürtüsünü yitiren bir birey veyahut bir toplum için kötülüğün içinde debelenmekten başka hiçbir şans yoktur. Aşık olduğunuzda sevginize hayret etmiyorsanız, aldatıldığınızda bir insanın bunu yapıyor oluşu sizi hayrete düşürmüyorsa, sıcak evinizde otururken izlediğiniz bir katliam haberini hayret ederek değil de sadece bir haber izliyormuş gibi izliyorsanız tebrikler, dibindeyiz. Okunan bir kitap, yolda mendil satan bireyin üşüyen elleri, kaldırımdaki çiceğin ezilişi, sürekli dolu gelen o otobüs, çalışmaktan başka hiç şansınızın olmadığı düşüncesi hayret ettirmiyorsa teşekkürler, ölüyoruz. Ne olunca hayret edeceğiz? Bir insan vahşice başka bir insanı öldürdüğünde mi? Bir insan
Sayfa 7·Kitabı okudu