Halime Acar

Halime Acar
@Halimeacar
instagram.com/kayipkitap__?ig... Bir ev kızının okuma günlüğü DM YOK
Puan vermedi
Yamalı Yürekler’i okurken hikâyeye sadece gözümle değil, yüreğimle de dahil oldum diyebilirim. Olaylar Sivas’ın Yamalı Köyü'nde geçiyor. Köy adeta yoksulluğun, suskunluğun ve kabullenmişliğin simgesi. İnsanlar baskıya alışmış, ses çıkarmıyor. Herkes kendi kaderine boyun eğmiş gibi. Ta ki Zemheri’ye kadar. Zemheri, Yağmur Bey’in kızı. Babası kumar borcunu ödemek için onu Ferman Bey’in oğlu Erkan’la evlendirmek istiyor. Ama Zemheri bu evliliği istemiyor. Kaçmaya karar veriyor ve bu karar sadece kendi kaderini değil, köydeki herkesin sessizliğini de sarsıyor. Zemheri’nin kaçışıyla olaylar hızlanıyor. Hurdacı Ahmet ve Rabia Ana tarafından bulunup evlerine götürülmesiyle birlikte, köydeki dengeler iyice değişmeye başlıyor. Ben Zemheri karakterini çok güçlü buldum. Herkesin sustuğu yerde, o susmadı. Korktu belki ama yine de direndi. Kitap boyunca onun iç dünyasını, korkularını, kararlılığını hissettim. Rabia Ana da çok sevdiklerimden biri oldu. Merhametli, sahiplenen, sanki köydeki herkesin annesi gibiydi. Kitapta sadece kişisel mücadeleler değil, toplumsal meseleler de vardı. Ağa düzeni, kadının toplumdaki yeri, köylünün çaresizliği çok çarpıcı şekilde anlatılmış. Bazı yerlerde içim sıkıştı, bazı satırlarda umutlandım. Yeşil Türbe, Ak Güvercin gibi simgeler hikâyeye ayrı bir derinlik katmıştı, biraz masalsı, biraz da düşündürücü. Genel olarak baktığımda Yamalı Yürekler, sessizliğe karşı çıkmanın, kaderi değiştirmek için bir adım atmanın, "olmaz" denilen şeyleri oldurmanın hikâyesi. Ben kitabı kapattığımda hem içim buruktu hem de umut doluydu. Çünkü bir kişinin bile cesareti, çok şeyi değiştirebiliyor.
Yamalı YüreklerAbdullah Küçükkaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024138 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.

Halime Acar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·396 syf.··
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2025 00:00
·
2025 17. kitabı
Dilek Nazlıoğlu
9.5/10 · 47 okunma
Puan vermedi·180 syf.··
2025 16. kitabı
Katre’nin okulda yaşadığı bir sorun nedeniyle Görvels kasabasında yaşayan büyükannesi ve büyükbabasının yanına taşınmasıyla başlıyor her şey. Ancak bu kasabada son zamanlarda ardı ardına yaşanan ölümler tüm halkı tedirgin etmeye başlamıştır. Katre'nin öğretmeni, kasabanın tarihini araştırması için bir ödev verir. Fakat Katre, araştırmalarında yakın tarihten öteye geçemez. Zamanla bazı şeyler görmeye başlar ve gördüklerinin kısa sürede gerçekleşmesi onu korkutmaya başlar. Ailesinin tüm bireylerinin sıradışı ölümlerle hayatını kaybetmesi ise dikkat çekici bir hâl alır. Bu ölümlerin ardındaki gizem ne? Katre’nin başına gelenler neden oluyor? Aaron ve Luna bu işin neresinde? 1351, 1377 ve 2009 yılları arasında yaşanan olaylar gerçekten birbirine bağlı mı? Uzun bir aradan sonra okuduğum ilk kitap oldu Ölümcül Ritüel – Görvels Kasabası. Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen kurgusunu oldukça beğendim. Fantastik ögelerle örülmüş, gizemli bir dünyaya adım atıyoruz bu romanda. Ancak karakter sayısının fazlalığı ve olayların hızlı gelişmesi zaman zaman kitaba adapte olmamı zorlaştırdı. Hikâye biraz daha uzun olsaydı, olay örgüsü daha iyi oturabilir, karakterlerle bağ kurmak daha kolay olabilirdi diye düşünüyorum. Kitap, vampirler, cadılar, kurt adamlar ve hayaletlerin bir arada bulunduğu, gizem ve ihanetin iç içe geçtiği Görvels adlı kasabada geçmektedir. Bu kasabada, geçmişin karanlık sırları gün yüzüne çıkarak büyük tehlikeler oluşturur ve karakterler hayatta kalabilmek için güç, gizlilik ve cesaretlerini sınamak zorunda kalırlar. kitabın gizemli havasını ve sürükleyici yapısını güçlendiriyor. Fantastik edebiyat sevenler için ilginç bir tercih olabilir.
Ölümcül RitüelNazlıcan Berber · Kırmızı Balon Yayınları · 202424 okunma
Puan vermedi·278 syf.··
2025 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2025 00:00
Mezopotamya mitolojisinden esinlenen bu fantastik roman, kaybolmuş bir uygarlığın ve unutulmuş tanrıların gölgesinde, Karketya adlı uçsuz bucaksız bozkırlarda yer alan bir şehrin kaderini ele alıyor. Karketya, Bremas Krallığı’nın hükmü altına girmiş ve onların dili, kültürü ve kimliği yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak Kral Neresama ve oğulları, bu yazgıyı kabul etmeyip savaşmaya karar verir. Karketya'nın kaderini değiştirebilecek tılsımlı bir kitap (Heftrog) ve büyülü bir müzik aleti (Tiggi) olduğu söylenmektedir. Kral, bu tılsımları bulmaları için büyük oğlu Piliser’i ve küçük oğlu Sargon’u görevlendirir. Ortanca oğlu ise şehri savunmak için Karketya’da kalır. Bu sırada Bremas Krallığı, yaklaşan savaşı önlemek adına prenses Arya'yı Karketya'ya bir mektupla gönderir. Onu karşılayan Sargon, Arya ile ilk karşılaşmalarında birbirlerinden etkilenir. Ancak savaşın gölgesinde filizlenen bu hisler, çok daha büyük olayların başlangıcıdır. Piliser ve Sargon, tılsımları ele geçirmek için zorlu bir yolculuğa çıkarlar. Fakat bu güçler yalnızca Karketya’nın kaderini değiştirmekle kalmaz; yıllar önce mezarlığa hapsedilen Nergal ve iblislerini serbest bırakma tehlikesini de barındırır. Dahası, bu tılsımların Bremas Krallığı'nın elinde olduğu ortaya çıkar. Bu uğurda savaşan pek çok kişi arasında, Piliser'in eşi Bermal, bu felaketi önlemeye çalışan tek kişidir. Öte yandan, Karketya'da bir casus olduğu fark edilir, ancak onun kim olduğu büyük bir gizemdir. Roman, Mezopotamya mitolojisinin derinliklerinden beslenen büyülü ve macera dolu bir yolculuk sunuyor. Başlangıçta kitaba adapte olmakta zorlandığımı itiraf etmeliyim, ancak ilerledikçe hikâyenin derinliği ve kurgunun gücü kendini hissettiriyor. İkinci kitapta bazı olayların daha da oturacağını düşünüyorum, zira
Karketya-IMücahit Şengül · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202456 okunma