Derin; yaz tatili için annesini babasını ziyaret gelmiş olup kasabanın gençleriyle perili ev dedikleri yerde eskiden çok yapılan fincan çevirmeyle ruh çağırma olayına katılırlar
Fincanın farklı hareket etmesi ve düştüğü yerde iz bırakması Derin'i fazlasıyla merakta bırakır
O günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmaz Derin için..
İris çok hassas, güneşe çıkamayan, en ufak şey de hastalanan, vücudun da yüzünde uçuklar çıkan bir albino hastasıdır.
Ailesi onu herşeyden korup yollamış oda kitaplara sığınmıştır
Ve sadece gece dışarı çıkabiliyordur.
Bir akşam Derin hayalet gibi bir kızın gezdiğini fark eder ve onu takip edince İris'le tanışmış olur
O gün sonra her akşam buluşmaya başlayan ikili aralarında bir ilişki başlar.
Zor olduğunu imkansız olduğunu aslında ikisine farkındadır ama her şeye rağmen Derin başarmak ister bunu başaramayınca tekrar Amerika'ya geri döner ve aldığı bir telefonla hemen İris'in yanına koşar
İris'in taş evine yani perili evde yaşamaya başladığını öğrenir ve Derin onunun yanına taşınır ve baslarina olmadık olaylar gelmeye başlar.
Yazın son demlerini yaşadığımız yerini son bahara bırakırken tam onun ruhuna yakışan bir kitap oldu benim için #yazayazı
Yazardan okuduğum ikinci kitap ve yazar her kitabında farklı konulara yer veriyor
Fantastik, paranormal olaylar, aile aşk, sevgi, gibi kavramların üzerinde durmuş.
İris'e çok kızdığım sinirlendigim oldu bir o kadar da Derin'i taktir ettiğim çok yer oldu
İris'in annesine yuh demekten kendimi almadım İris'e karşı tavırlarını hiç sevmedim
Geçmişte neler yaşanmış neler olur olmuş yazarın buna da yer vermesi ayrı güzellik katmış konular hava da asılı kalmıyor
Her bir duygu gerilimi heyecanı hissettiriyor kendini
Sonu bana biraz aceleye gelmiş gibi