Ayrıca doğa, anında şiire dönüşür. Bu gezintiler çocukluğun mutlak saltanatıdır. Büyürken bu saltanatın büyüsünü kaybederiz çünkü her şey hakkında fikirler ve yargılar edinir, şeyleri nesnel hålleri (ne yazık ki bir de buna "hakikat" deriz) dışında tanımak istemeyiz.
Neşe ayrı bir hâldir; pasifliği az ve talepkarlığı fazladır, yoğunluğu az ve bütünlüğü fazladır, kapsamı daha dar olsa da zenginliği fazladır. Yürürken bir faaliyete duyulan bağla tecrübe edilir neşe. Aristoteles ve Spinoza'da da aynı temel düşünce vardır: Neşe bir olumlamaya eşlik eder.
Kinik ahlaksız değildir. O sadece insanların iyi eğitim diye yutturduğu her şeyi, öğretilmiş değerleri, doğadan bahsederken takındıkları riyakarlığı ifşa etmek için bedeninin en basit biyolojik işlevlerinden yararlanır. Doğa, yerinden kıpırdamayan felsefeciler yüzünden, toplumsal uzlaşımların ve kültürel kalıpların bir nevi diplomasi bavulu haline gelmiş, her şey gizliden gizliye halledilmiştir. Çiğ ise devrimcidir.