Kulaklarımız var,çünkü itaatkâr bir şekilde dinleyebiliyoruz ve bu dinleyişle insanın bazen yıpranmış yüzeyinde çıkardığı devasa gürültüye rağmen yeryüzünün şarkısını,titreyişini ve sarsılışını dinlememize izin veriyor.
Bu açıdan bakıldığında, yaşayan-ölülerin dijital çağı ne politik ve ne de metafiziktir. Daha çok post-politik ve post-metafiziktir. Her ne pahasına olursa olsun uzatılması gereken salt yaşam, doğumsuz ve ölümsüzdür. Dijital çağ, bir doğum-sonrası ve ölüm-sonrası çağıdır.