"O karanlık gecelerde, derin düşüncelere dalardın hani ve beyninin üzerinde iki tel varmış da akkora dönmüş yanıyorlar sanırdın. Hani düşünceleri kâğıtlara kalbetmek isterdin de sayfalar görüntülerin hızına yetişemezdi. Resimleri bir bütün haline değil de parça parça görmek için yalvarırdın. Aklını kaybetmekten korkardın ve senin çabanla doğan o fırtına çekip gittiğinde, yorgun bir şekilde yatağına düşerdin. Sen, çarşafları tutkuyla terleyen kadın, yalnız gecelerde ellerini semaya kaldırır da 'Hakikat için beynimde daha fazla yer aç!' diye yalvarırdın. Ey aynasına rujuyla denklemler yazan kadın; içinin güzelliğinden dışının güzelliğini görmeye fırsat bulamamıştın."
Gecenin bir yarısı, hakikatin eteklerinden yakalamış bir filozof gibi tutkuyla başını sallıyor ve suallerine cevap veren bu kadının varlığı, mabedin karanlık duvarlarından silinip gitmesin diye çabalıyordu.