Nefs-i levvåmenin bir diğer özelliği de, bu yüksek kattan bakıldığında, I. Yalom'un son sorular diye adlandırdığı ölüm, özgürlük, yalnızlık ve anlam düğümlerinin giderek çözülme sidir.
Levvâme katının bir diğer özelliği de bu yüksek mekânda, tefekkürün/derinliğine düşünmenin mümkün olmasıdır. Hermann Hesse'nin bilgelik dolu Siddharta adlı eserinde, romanın kahramanı nihai gerçeği arar. Bu uğurda en acımasız zahit hayatından, en süfli şehir hayatına kadar her şeyi dener.
Levvâme katında hayatımızı yukarıdan izler, sorumluluğumuzun farkına varırız. Bu sorumluluk önce kendimize karşı taşıdığımız bir erdemdir. Alt katta olup bitenlerden sorumluyuz."gören" olmamız itibarıyla,olması gereken ontolojik yükselmeden de sorumluyuz.Varoluşçuların işaret ettikleri temel suçluluk duygusu,yani kendi kendine borçlu kalma bu olsa gerek.
Nasreddin Hoca pazar yerinde yerlere bakınıp duruyormuş. Birisi "Ne kaybettin hoca?" diye sormuş. Hoca, "tesbihimi" diye karşılık vermiş. Uzun aramalar sonucunda tesbih bulunamayınca, adam yine sormuş: "Hocam burada kaybettiğinden emin misin?" Hoca, "yoo" demiş, "ahırda kaybettim." Adam kızmış, "Deli misin bre adam, öyleyse niye burada arıyorsun?" Bizimki kurnazca gülümsemiş. "Burada ışık daha fazla oğul" demiş.