Dünya, okunacak, dersi görülecek şeylerle doludur.Gecesi de gündüzü de okunur şeyler getirir. Gecenin karanlığında satır satır geleceğini okuyup anlayan kulları olur Allah'ın. Gündüze yayıldığında da insanlar büyük bir kitaba dalarlar. Okuyabilen okur, okuyamayanlar ise kaybolup giderler, kah gecenin kararttıklarında kah gündüzün kamaştırdıklarında. Herkes talebe bu dünyada, her yer de okul vadiler, ovalar, dağlar, yamaçlar o büyük okulun koca koca sınıfları gibidir.
Çocuk doğuran anneler, doğan çocuklar, doğup büyüyenler, büyüyüp çökenler sonra da ölüp gidenler, mezarlarünın üzerine anıtlar dikilip duranlar, adı şanı unutulup gidenler, herkes o büyük okulun koca ders kitabında bir satır gibi yazılmış notlardır. Bebeklerin minik alınlarında okuyabilen okur o yazıları. İhtiyarların buruşmuş alın çizgilerinde okuyan okur. Viraneye dönmüş şehirlerin yerine kurulan yüksek yüksek binalı şehirlerin her taşında yazar o yazılar.
Koca dünyayı okuyamayan için, dünyanın bir köşesinde dört duvarla çevrili bir binanın adına okul deseler ne olur?