Çocuklar kendi yaşadıkları dünyanın içinde hızla haksızlığı sezerler, en derin haksızlığı duyarlar. Çocugun uğradığı haksızlık bize küçücük bir şeymiş gibi gelebilir, ama çocuk küçük olduğu için kendi dünyasının bütün ölçüleri kendi boyuna göredir. Tahtadan at, çocuğun gözünde safkan bir at büyüklüğünde görünür.
Bizim tek hedefimiz Doğu'ya varmak değildi, daha doğrusu bizim Doğu'muz salt bir ülke ya da coğrafi bir şey değil, ruhun yurdu ve gençliğiydi, hem her yerdi hem de hiçbir yer, tüm zamanların yekvücut olmasıydı.