Eğer kalbin insanlara iltifatı olmasaydı, onlar ibadetini bildiklerinde sevinç ortaya çıkmazdı. Gerçek şu ki çakmak taşında ateşin gizlendiği gibi, kalpte de riya gizlidir.
Bazısı sûfilerin kıyefetlerini giyer, huşu ehlinin haline bürünür, hikmet sahiplerinin sözleriyle vaaz yapıp uyarılarda bulunur. Onun asıl kastı, kötülük yapmak için bir kadına veya gence sevilmektir. Bu kimseler ilim ve zikir meclislerinde, Kur'an dinlemeye hevesli olduklarını gösterirler. Asıl gayeleri kadınları ve oğlanları seyretmektir. Yahut riyakarın biri hac yolculuğuna çıkar, maksadı kafilede bulunan bir kadına veya hizmetçiye sahip olmaktır. Bunlar Allah Teâlâ'nın en nefret ettiği riyakarlardır. Çünkü onlar, Rab'lerinin taatini O'na isyan etmeye bir vasıta yaptılar ve onu günahlarına alet ettiler.
Aşkın bağını gezmeden âşık olunmaz.
Horlanma-ağlama olmadıkça nefsin ölmez,
Bir damlaya râzı olmadan o inci olmaz,
Râzı olup has cevherinden aldım işte.