Ne tuhaf değil mi?
Hiç gitmeyecek sanıyor insan.
Karanlıkla boğulan gece,
Hep onunla aydınlanıp nefeslenecek sanıyor.
Sanki bütün çiçeklerin güzelliği,
Ondan ötürü.
O var diye gök böyle mavi.
Yağmurun yüzüme yumuşacık inişi,
Güneşin tenime bu sıcacık değişi,
Yüzümdeki gülücüklerin müsebbibi de o
Ve hatta göğüs kafesimde kalbimin varlığını hissettirişi
Böylesine yürekli bir sevme en çok ona yakışıyor.
O olmasa dönmekten vazgeçebilir dünya
Ay göstermez yüzünü,
Ve kimseler dilek tutmaz artık çakılır gökte yıldızlar kaymaz
Mevsimler değişmez, takvim yaprakları eskimez...
Nasılda yanılıyor insan
Ve ne kötü insanın kalbinin yalancı çıkması...
Halbuki birgün çıkıp gidebiliyor
Hiç gelmemiş, hiç olmamış gibi
O gitti diye vazgeçmiyor dünya dönmekten
Yağmur hapsolmuyor bulutun içine
Güneş doğup batıyor aldırmıyor onun gidişine
Bi zaman duraklıyorsun
Heryer dümdüz heryer bomboş bütün renkler koyu gri
Sonra farkediyorsun ki
Çiçekler o yokken de güzel
Sonra karanliklar, o yokken de kavuşuyor aydınlığa
İlkin yüzü siliniyor zihninden sonra sesi
Sahi nasıldı onun elleri ne renkti gözleri
Bir gün güneşe buz ile adını yazan birisi olursa, bilki; seni benden daha çok seviyor. Güller içinde gecsede ömrüm, senin üstüne gül koklamam gülüm. Seni koklamaksa ölüm sen buna değersin gülüm............;)
Ziya BELEK
Iyi kızlar öfkeyi iyi hissetmekte pek iyi olmamakla birlikte, kendini suçlamada çok başarılı olabilirler. Deprasyon ve incinme gibi kendi öfkemizin bilincine varmamak amacıyla suçluluk duygusu da üretebiliriz.