Sezai Karakoç’un kitaplarının dış kapak renkleri resmen bütün seriyi al kütüphanene koy diye bağırıyor.Kitaba gelicek olursak iki ana bölümden oluşuyor.İlk bölüm İslamın dirilişi ve bunu alt başlıklarla açıklandığı kısım. İkinci bölüm islamın çağrısı ve alt başlıklarından oluşmakta.
Kitap ilk olarak Avrupa da islamın ve dünya önünde düştüğü durumdan bahsediyor. Sonraki bölümde Asya ve Afrika’nın kendi içlerinde bölündüğünü söylerken bir sonraki başlıkta İslam Dünyasının 1.Dünya Savaşı sonrası Avrupa baskısına girmesi, siyasi özgürlük, ekonomik bağımsızlık konuları üzerinde açıklamalar ile konuyu çok net açıklamış. Anlamını bilmediğimiz birçok kelime mevcut. Eğer bunları araştırarak okursanız anlatılmak istenenler daha net size geçiyor.
Bir sonraki bölümde yazar düşünce ile inanç arasındaki bağlantıyı açıklamış. Düşüncede dirilmemiz gerek taklitte değil. Düşünmek insanoğlunun en değerli özelliklerinden biri bu bölümü okurken her satırı çizmek istiyorsunuz. Bir sonraki bölümde İnanışta Diriliş kısmında akademik olarak İslam‘dan bahsediyor. Diğer başlıklara göre okuması ağır ve anlaşılması zor bir bölüm. Edebiyat ve Sanatta diriliş kısmı en çok dikkat çeken kısımlardan biri çünkü bugün edebiyatımızda olan yarın hayatımızda olur. Kitabın ikinci kısmı olan İslamın Çağrısı kısmında insana kurtarıcı bir çağrı,müslümana nasıl müslüman olması gerektiği; Yahudi’ye, Hristiyana, Doğulara ve Afrikalılara, Din ve Tanrıtanımazlara çağrı ile kitap sonlanıyor. Sonuç olarak yaşadığımız yer gördüğümüz bir manzara sahip olduğumuz her eşyanın Allah’a ait olduğunu öğrendiğimizde dine dönebileceğiz. Bunu öğretecek olan da İslamdır. O yüzden İslam üzerine çağrı ve dirilişi oldukça önemli.