Şüphesiz çoğu ebeveynin niyetine taban tabana zıt olsa da ağlamalarına cevap verilmeyen, beslenmeyen, sıkıntıdayken ebeveynin sıcak vücuduna yakın tutulmayan bir çocuk, sözsüz de olsa açık bir ders öğrenir: ihtiyaçlarının karşılanmayacağını, dinlenme ve huzur bulmak için sürekli çaba göstermesi gerektiğini, olduğu haliyle sevilmez olduğunu.
"Çocuklar, tam da oldukları halleriyle bizim yanımızda var olmaya davet edildiklerini hissetmelidir." Bu ihtiyacı göz önünde bulundurarak ebeveynlerin birincil görevi, çocuğun hayatta kalma gereksinimlerini karşılamanın ötesinde, çocuğa sözle, eylemle ve (en önemlisi) varlıklarıyla; sevdikleri, hoş karşıladıkları ve istedikleri kişinin tam olarak o olduğuna dair basit bir mesaj yaymaktır. Çocuğun bu sevgiyi kazanmak için herhangi bir şey yapması ya da farklı olması gerekmez, aslında hiçbir şey yapamaz çünkü bu kalıcı kucaklama kazanılamaz ve geri alınamaz.