Razilo

Razilo
@HalunSmos
543 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Cinsiyetçilik, erkekler için işlevsel olduğundan değil, egemen sınıf için işlevsel olduğu için vardır. Kapitalist toplumda, işçilere ücret ödeyen üretim aracı sahipleri daha az para ödenen kadın emeğinden muazzam kârlar elde ederler. Kadınların düşük ücretleri bütün ücretleri düşük tutmaya yarar, tıpkı etnik azınlıkların düşük ücretlerinin de bütün ücretleri düşürmesi gibi. Yani, daha iyi para alan ücretli işçi, sürekli olarak, yerine daha az parayla çalışacak bir ücretli işçinin geçirilmesiyle tehdit edilebilir. Böylelikle kapitalist sınıf, salt kadınlara daha düşük ücret ödeyerek büyük kârlar elde etmekle kalmaz, erkeklerin ücretlerinin bir bölümünü de cebe indirir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ayaklanma bir sanattır
Fakat ayaklanmayı Marksistçe, yani bir sanat olarak ele almak için, aynı zamanda, bir dakika bile yitirmeden, isyancı birliklerin karargâhını örgütlemeli, güçleri mevzilendirmeli, en güvenilir birlikleri en önemli noktalara yerleştirmeli, Aleksander Tiyatrosunu kuşatmalı, Peter ve Paul Kalesini* işgal etmeli, Genelkurmayı ve Hükümeti tutuklamalı, kadet subaylarına ve şehrin stratejik noktalarına düşmanının yaklaşmasına izin vermektense ölmeyi yeğleyecek Vahşi Tümene† karşı harekete geçmeliyiz. Silahlı işçileri seferber etmeli, onları son, amansız nihai savaşa çağırmalıyız; telgraf ve telefona derhal el koymalı, bizim ayaklanma karargâhını merkezi Telefon Dairesine yerleştirmeli, bu karargâhla bütün fabrikaların, bütün alayların, silahlı mücadelenin bütün önemli noktalarının telefon bağlantısını kurmalıyız vs. Elbette bütün bunlar, şu an ayaklanma bir sanat olarak ele alınmadığı sürece, Marksizme, devrime sadık kalmanın imkânsızlığını örnekler içinde göstermektir.
Sayfa 127
"onlara sadece kırıntıları bırakacağız..."
Son olarak, sadece Partimiz, ayaklanmada zafer elde ettiğinde Petrograd’ı kurtarabilir, çünkü barış önerimiz reddedilirse ve ateşkes bile sağlayamazsak, o zaman biz “anavatan savunucusu” olacağız, savaş partilerinin başına geçeceğiz, bir savaş partisinin tam da kendisi olacağız ve savaşı gerçekten devrimci biçimde sürdüreceğiz. Kapitalistlerin elindeki bütün ekmeği ve çizmeleri alacağız. Onlara sadece kırıntıları ve kenevir ayakkabıları bırakacağız. Bütün ekmekleri ve çizmeleri cepheye göndereceğiz. Ve o zaman Petrograd’ı kurtaracağız.
Sayfa 125
sosyalistler mülkiyete karşı mı?
Vaktiyle tanınmış bir katolik rahibiyle bir münazara yapmıştım. Münakaşamız bilhassa mülkiyet meselesi üzerinde temerküz etmişti. O, ferdî ve hususî mülkiyetin taraftarı olduğunu iddia etti. Fakat ben de aynı fikirde olduğumu söylediğim zaman şaşırdı. «Siz bir sosyalist olduğunuza göre buna nasıl taraftar olabilirsiniz?» dedi. Ben de sırf bu yüzden, yâni ferdî ve hususî mülkiyetin lehinde olduğum için sosyalist olduğumu söyledim. «Benim kapitalizmden asıl şikâyet ettiğim nokta, kapitalizmin İngiliz halkının büyük bir kısmını ferdî, hususî mülkiyetten mahrum etmiş olmasıdır.» dedim ve kendisine halkımızın beşte dördünün yüz İngiliz lirasından aşağı bir mülkiyetle hayatının sonuna vardığını gösteren rakamları zikrettim.
Sayfa 5 - sosyal yayınlar, 1962