Sorumluluktan ka-
çınmanın temeline inildiğinde, kendiliğine sahip olma
korkusuyla karşılaşılır. Korkulan, soyut bir sorumluluk
değildir, bizi tedirgin eden kendimizi gerçekleştirme-
nin sorumluluğudur. Kendi canlılığımız ve karşımız-
dakinin canlılığı bizi korkutmaktadı
Hepimiz özgürlük istediğimiz halde, say-
gısını ve övgüsünü beklediğimiz güce çeşitli şekillerde
bağlıyız. Bu, bizi sonsuz bir tasvip edilme ihtiyacına
mahkûm eder, hem de gerçek isteklerimizi reddedenle-
rin tasvibine.
Kendi özerklik korkumuz ve
onun neden olduğu' yaşama korkusu, hayatımızın farkı-
na varamadığımız bir düğüm noktası oluvermiş. Özerk-
lik olanaklarımızın parçalanması o denli geniş kapsam-
lı ki, bunun farkına bile varamıyoruz.
"Acının, bize acıyı verenler tarafından dindi-
rilmesi gerekliliği yalanı tarafından kışkırtılan bir sevginin var olduğu bir dünyada yaşama cesaretini nasıl gösteriyoruz?"