Meyyit Efendi

10/10
·192 syf.··
2024 2. kitabı
İslam dinin en önemli şartlarından, varlığı ile yokluğu imanın olup olmaması ile ölçülen müminin miracı namaz.. Kabre girdiğimizde ilk sorgulanacağımız bu amelin bir çoğumuz hikmetinden ve müktesebatından bi haberiz. Daraldığında namaz kılan bir Peygamberin namaz kılarken daralan, namaz kılmakta zorlanan ümmeti olarak en büyük eksiğimiz onun mahiyetini kavrayamamış olmamız. Bu amaca binaen İhsan hocamız kaleme aldığı bu eserde namaz nedir ,niçin farz kılınmıştır, rükunları ne ifade eder, bize neler katar, cemaat olma şuurunun altında ne yatar, namaz bizi nasıl bir kemâlâta ulaştırır gibi soruların cevabını bulabilirsiniz. Eserde namaza dair teşbih ve tesbitleriyle bir farkındalık kazandırma hedefleniyor. Bedenî bir ibadetin masivadan maveraya taşınması için sahip olması gereken manevi şartlar inceleniyor. Allahu ekber diyerek namaza duran bir müminin dünyaya nasıl meydan okuduğu,her rükunda lisanı hal neler haykırdığı dile getiriliyor. Medine de bir bayram sabahı tefekkür ettiği insan manzaralarıyla; namazla insanın İslam toplumuyla bütünleşmesini, huzur ve heyacanını çok etkileyici bir dille tasvir ediyor. Necip Fazıl gibi bazı fikir adamlarının alimlerle mütaalaları, namazla hayatlarını tekrar nasıl inşaa ettıkleri ve dünyaya nasıl meydan okuduklarına dair misallere yer veriyor. Namazın mana haritasından huşusuna,efendimizin namaza yaklaşımından namazda ki aşk makamına ele aldığı bir çok konuyu oldukça açık vdanlaşılır bir dille ifade ettiğinden; bu eseri namazla ilgili okunacak eserlerin en başına koyuyorum. Namaz şuuru kazanmak adına muhakkak okunmasını tavsiye ediyorum .
2023 Okuma Raporları
Bir İnkılaptır Namazİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20181,688 okunma
Meyyit Efendi
1-) önemli değil mühim 2-) varlık değil mevcudiyet 3-) yokluk değil nâmevcudiyet 4-)ölçülmek değil mizan edilmek, imtihan edilmek 5-)sorgulanmak değil istintak edilmek 6-) daralmak değil kabzolmak 7-) eksik değil noksan 8-) kavramak değil idrak etmek 9-) amaç değil gâye, maksat, hedef, nişangâh, niyet, saded 10-)ulaştırmak değil vürud, vârid kılmak 11-) farkındalık değil şuur 12-) kazandırmak değil iktisap ettirmek 13-) incelemek değil tetkîk etmek 14-) yaklaşım değil temâs 15-) konu değil mevzû, husus, bahis, fasıla, mesele 16-) açık değil bâriz, âyân, sarih, bâhir, aleni, âşikâr, vazıh, bedihî 17-) ilgili değil alâkalı Diyelim ve Kadim Türkçemize sahip çıkalım. İzâhat: 1-)Türkî'de isimden isim yapan -em eki yoktur. Ol sebeple önem kelimesi yanlış uydurulmuştur. 2-)sığ ifadelerin menbaaı âhiri eklerden ziyade İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î kelimatı tercih edelim. 3-)" 4-)" 5-)" 6-)" 7-)" 8-)" 9-)" 10-)" 11-)" 12-)" 13-)" 14-)" 15-)konu değil mevzu, husus, bahis, fikir, kelam, söz, bab, fasıl, mesele, vukuat, hadise; 16-)sığ ifadelerin menbaaı âhiri eklerden ziyade İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î kelimatı tercih edelim. 17-)İlmek masdarı bağlamak, düğümlemek ma'nalarını haizdir. İlgi kelimesindeki -gi ekinin vazifesi belli değildir. İşbu ekin sevgi kelimesinde olduğu gibi bir mefhumu ifade ettiğini farz edersek, ilgi kelimesi belki bağ ma'nasını haizdir diyebiliriz. İslamî hissiyatı olanlar alâkalı diyebilirler.
Reklam
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Eser; Ashabı Kehfin saraydan mağaraya, mağaradan Arşa uzanan kıssalarından, bu günün gençlerine; sadece gençlere değil ümmetin sorumluluğunu üstünde taşıyan tüm genç yüreklere ithaf edilerek yazılmış. Kuran bizim hayat kitabımızdır ve her suresi her ayeti ile bizi kastetmekte, bize ithaf etmektedir. Rabbimizin her cuma okunmasını tavsiye ettiği Kehf suresi ile bize hatırda tutmamızı istediği bir misal sunmuştur. Onların ellerinin tersiyle ittikleri saray ihtişamı bize bir şeyler fısıldar. Onları mağaraya taşıyan imanlarını örnek veren Kur’an bu gün bize neyi işaret eder? Ashabı Kehf kimdi, onları mağaraya taşıyan yollar nereden geçti, bu yolların kilometre taşlarını neler oluşturuyordu, mağaranın bu gün ki karşılığı neydi, onlar için ne ifade ediyordu ve Rabbleri onlara mağaradan arşa uzanan boyuta nasıl taşıdı gibi soruların cevapları üzerinden günümüz için istifadesi bol bir eser olmuş. Verdiği misal üzerinden sunduğu ilkelerle bu günün gençliğine sahip olması gereken unsurları dikte etmiş. İmanı, ihlâs-ı,vazgeçmeyi, gerekirse terk etmeyi, tevekkül etmeyi, 300 yıl uyutarak zamanın ötesine taşıdığı bu gençler vesilesi ile arşın gölgesine giden gençliğin sahip olması gereken takvayı anlattığı hepimizin nasipleneceği bir eser; herkese tavsiye ederim.
Din
Mağaradan Arş'aNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20171,820 okunma
Meyyit Efendi
1-) oluşturmak değil husul, hudus, ihdas, teessüs 2-) karşılık değil mukabil, bedîl, 3-) boyut değil buud 4-) soru değil suâl 5-) ilke değil umde 6-)dikte değil icbâr, emir, zaruriyet Diyelim ve Kadim Türkçemize sahip çıkalım. İzâhat: 1-)sığ ifadelerin menbaaı âhiri eklerden ziyade İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î kelimatı tercih edelim. 2-)" 3-) Bizzat deccalin fitnesi olarak zerkedilen bu melunî tağutu boykot birnevi şuurundayken apaçık farzdır. 4-)sığ ifadelerin menbaaı âhiri eklerden ziyade İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î kelimatı tercih edelim. 5-) Türkçe'de ilke deyyü bir kelime nâmevcuttur. 6-)Gavur menşeli kelimattan hazerle Müslüman lafza riayet edelim.
6/10
·136 syf.··
2024 5. kitabı
Bir öykü kitabı ama bence çok daha fazlası. Yazarın diğer kitabında ki her öykünün farklı olmasına alışkındım ama bu kitabında sanki öyküler bir birine bağlantılıydı, sanki hepsinin ortak sitemi vardı; anlaşılamamak.. Yazar okuyucu ilişkisine dair yazılarında da bu sitem vardı. Satır aralarına gizlenmiş serzenişlerinde okuyucuya ufak göndermeleri olsa da kendi iç yolculuğuyla ona hak da vermişti. İnsan ne okursa okusun nereye bakarsa baksın aslında kendinden aksedeni görürdü. Zaten en çok satan kitaplar da hep bu minvalde değil miydi? İnsanlar en çok kendilerini buldukları kitapları okumuyor muydu? Belkide duymak istediklerini duymak onlara iyi geliyordu. Sahi bir kitabın iyi bir kitap olduğuna kim karar veriyordu?.. Gurbeti ve hasreti yaşayan karakterlerin kendini arayışına şahit olacağınız bir Acı Deniz misali hikayeleri..Yazarın insanı iç dünyasına bir yolculuğa çıkardığı; usta bir edebiyat diliyle satır aralarında mutlaka kendinize rast geleceğiniz güzel bir eser. Farklı edebi tür sevenlere tavsiye ederim.
Acı DenizFatma Barbarosoğlu · Profil Kitap · 2020163 okunma
Meyyit Efendi
1-) öykü değil hikâye 2-) yazar değil müellif, muharrrir 3-) alışkın değil âdetkâr, 4-) bağlantılı değil merbut, müteallik 5-) ortak değil müşterek, şerik, müşarik 6-) gönderme değil nispet, kinâye, târiz 7-) yolculuk değil seyahat 8-) istemek değil arzetmek, murâd etmek, arzû etmek 9-) karakter değil hüviyet, hilkat, seciye 10-) dil değil lisan 11-) tür değil çeşit, nev' Diyelim ve Kadim Türkçemize sahip çıkalım. İzâhat: 1-)Türkî'de öykü diye bir kelime yoktur. Taklit etmek ma'nasında öykünmek vardır ki hikaye ma'nasını haiz değildir. 2-)Türkî'de mesleği işaret eden -r, -ar, -er eki yoktur. İngilizce'de vardır. Türkî'deki meslek edatı ek -cı, -ci, -cu, -cü ekidir. 3-) Türkî'de âdet mânâsına haiz alışkın deyyü bir kelime yoktur özü itibariyle. 4-)Türkçe'de dönüşlülük vasfı haricî In(tı) eki yoktur. Kamalist inkılapla keyfi gelen bu ek boykotun ana muhataplarındandır. 5-) sığ ifadelerin menbaaı âhiri eklerden ziyade İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î kelimeleri tercih edelim. 6-) " 7-)ek vasfı itibariyle yol satma yolla alâkâdâranlık hususiyetine mahrumiyetten mütevellit istimali yanlıştır. 8-)sığ ifadelerin menbaaı âhiri eklerden ziyade İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î kelimeleri tercih edelim. 9-) Fransız gavur kelimesinden ziyade kılıp İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olalım. 10-)Dil ağızdaki aş üçün müstamel uzuvdur. 11-) kamalist inkılapla müstahsel kelimeler pektabi boykotun starbucksları, coca colalarıdır.
10/10
·208 syf.··
2024 4. kitabı
Hocamızın İslamın hür yürekli kızına hitap ettiği bu eserde va’zu nasihatlerle onu yeniden İslamla yükselmeye davet ediyor. Şüphesiz modernitenin en ağır tahribatı kadın dolayısı ile aile mefhumu üzerine olmuştur. Şer odaklarının hedefinde hep kadın vardır. Çünkü kadın insan yetiştirir, kadın aileyi ayakta tutar ve medeniyet onun yetiştirdiği ettiği nesil üzerine kurulur. İhsan hocamız İslamın kızlarına ithaf bu eserde insanlığın geçmişten bu güne kadına layık gördüğü muamaeleden İslamın onun yükselttiği noktaya işaret etmektedir. İslamın emir ve yasaklarıyla hakkını saklı tuttuğu kadına ne denli değer verdiğini, özgürlük adı altında kadın sunulanların onun fıtratına nasıl da ters olduğunu, yeniden yükselişinin yine İslamla olacağının altı çizilmiştir. Tarihin münevver hanım şahsiyetlerinden örnekleri, İslam kızının sahip olması gereken vakar ve duruşu hatırlatılmıştır. Onun eğitimci yanı ile toplumda ki etkin rolüne vurgu yapılmış ;sorumlulukları üzerine durulmuştur. Tesettür üzerine yaptığım alıntılardan anlaşılacağı gibi oldukça etkili hitabıyla İslamın arasını kesin çizgilerle ayırdığı nefsine ve Rabbinin rızasına göre giyinen kadın ayrımını zikrederek doğru tesettüre davet etmiştir. Elhamdülillah çarşaf ölçüsünde kapalı biri olarak okuduklarınla iyi ki dediğim bu satırlardan sonra eğer başka türlü olsaydım muhtemelen çarşaf giyerdim. İslamın kadınları kızları olarak hepimiz sorumluluklarımızın farkına varmalıyız.Önce kendini inşaa edip sonra örnek ve önder olarak ve en önemlisi ailesini yetiştirerek bu davada yerimizi almalıyız. Tabi ki önce bilinçlenerek yapabiliriz bunu ve bu kitap bunun için bire bir, Rabbim hepimiz rıza-i ilahiden ayırmasın.
İslam'ın Kızınaİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20165,2bin okunma
Meyyit Efendi isimli okura yanıt verildi
Meyyit Efendi
14-) Sorum kelimesi sahiplik iblağ eder. Benim sorum gibi ki mes'uliyet, mükellefiyet, salâhiyet ma'naları için istimal edilemez. İlaveten, birisi bir işten hesap verme mevkiinde ise mes'ul, bir işi yapmağa mecbur ise mükellef, bir işi yapmak için vazife almışsa salahiyet, emir altında çalışıyorsa memur kelimeleri müstameldir.
10/10
·208 syf.··
2024 4. kitabı
Hocamızın İslamın hür yürekli kızına hitap ettiği bu eserde va’zu nasihatlerle onu yeniden İslamla yükselmeye davet ediyor. Şüphesiz modernitenin en ağır tahribatı kadın dolayısı ile aile mefhumu üzerine olmuştur. Şer odaklarının hedefinde hep kadın vardır. Çünkü kadın insan yetiştirir, kadın aileyi ayakta tutar ve medeniyet onun yetiştirdiği ettiği nesil üzerine kurulur. İhsan hocamız İslamın kızlarına ithaf bu eserde insanlığın geçmişten bu güne kadına layık gördüğü muamaeleden İslamın onun yükselttiği noktaya işaret etmektedir. İslamın emir ve yasaklarıyla hakkını saklı tuttuğu kadına ne denli değer verdiğini, özgürlük adı altında kadın sunulanların onun fıtratına nasıl da ters olduğunu, yeniden yükselişinin yine İslamla olacağının altı çizilmiştir. Tarihin münevver hanım şahsiyetlerinden örnekleri, İslam kızının sahip olması gereken vakar ve duruşu hatırlatılmıştır. Onun eğitimci yanı ile toplumda ki etkin rolüne vurgu yapılmış ;sorumlulukları üzerine durulmuştur. Tesettür üzerine yaptığım alıntılardan anlaşılacağı gibi oldukça etkili hitabıyla İslamın arasını kesin çizgilerle ayırdığı nefsine ve Rabbinin rızasına göre giyinen kadın ayrımını zikrederek doğru tesettüre davet etmiştir. Elhamdülillah çarşaf ölçüsünde kapalı biri olarak okuduklarınla iyi ki dediğim bu satırlardan sonra eğer başka türlü olsaydım muhtemelen çarşaf giyerdim. İslamın kadınları kızları olarak hepimiz sorumluluklarımızın farkına varmalıyız.Önce kendini inşaa edip sonra örnek ve önder olarak ve en önemlisi ailesini yetiştirerek bu davada yerimizi almalıyız. Tabi ki önce bilinçlenerek yapabiliriz bunu ve bu kitap bunun için bire bir, Rabbim hepimiz rıza-i ilahiden ayırmasın.
İslam'ın Kızınaİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20165,2bin okunma
Meyyit Efendi
1-) odak değil mihrak 2-) geçmiş değil mâzi 3-) değer değil kıymet 4-) özgürlük değil hürriyet, hürlük, serbestîlik, âzâdegî, âzâdelik 5-) yükseliş değil tazim, terfi 6-) tarih değil tevârih 7-) örnek değil misal, numune, numune-i imtisal 8-) gereken değil lazım 9-) duruş değil tavır, hâl 10-) eğitimci değil terbiyeci, mürebbi, muallim, müderris 11-) yan değil veçhe, cihed, taraf, mevkî, 12-) toplum değil cemiyet, içtima 13-) etkin değil müessir 14-) sorumluluk değil mesuliyet Diyelim ve Kadim Türkçemize sahip çıkalım. İzâhat: 1-) Türkçe'de "odak" deyyü bir kelime yoktur. 2-) geçmiş gibi ek ilavesiyle müstahsel basit kelimelerden ziyade İslamî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î mâzi kelimesini istimal edelim. 3-) " 4-) Türkî'de özgür diye bir kelime yoktur. Öz ve Gür kelimelerinden özü gür gibi ma'na için uydurulduğu tahmin edilmektedir. Özü gür demek hür olmak, serbest olmak demek değildir. Zaten özgür demek mantıklı da değildir. 5-)yükseliş gibi ek ilavesiyle müstahsel basit kelimelerden ziyade İslamî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î tâzim, terfi kelimesini istimal edelim. 6-) Hüviyet-i asliyyesini muhafaza vazifemiz itibariyle ve mükeleffiyetimizin muarız cephesini tereddiye müvecceh kıldığımızı da muhasebe ettiğimizde boykotlan tevârih şuuru elzem olur. 7-)Ermenice olan örnek kelimesine mukabil misal, numûne, numûne-i imtisal kelimelerini istimal edelim. 8-)gereken gibi gerek ek ilavesiyle müstahsel gerek basitliği mâadâ İslamî vezinle cuk oturma fiili ziyadesiyle tahakkuk edip belagata hizmetinden mütevellit İslâmî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î lazım kelimesini istimal edelim. 9-)duruş gibi ek ilavesiyle müstahsel basit kelimelerden ziyade İslamî tefekkür, tahassus ve şuur sahibi olma nâmına Kur'an'î tavır, hâl kelimesini istimal edelim. 10-)Eğmek fiilinden tahsil, ta'lim ve terbiye ma'naları elde edilemez ki insanlar eğilmezler, terbiye edilirler. İlaveten, Türkî'deki eğitmek masdarı hayvan veya köle beslemek, yetiştirmek ma'nasını haizdir. Hür insanlar için kullanılmaz. Nihayeten, birine bir şey öğretmeğe ta'lîm denir. Öğretene muallim, öğrenene müteallim denir. Çocuğu veya ekini besleyip büyütmeğe, yetiştirmeğe; bir şeyi derece derece geliştirerek kemaline ulaştırmağa terbiye denir. Terbiye insanların bedenî, zihnî, ahlâkî ilh. gelişmesini ifade etmek için kullanılır. Öğretmek, ezberletmek, ders vermek ma'nalarını haiz bir başka kelime tedristir. Ders verene müderris ve ders okutulan yere medrese denir. Edeplendirmeğe, kibarlık, zariflik kazandırmağa te'dîb denir. Ahlakı güzelleştirmeğe, atırmağa, temizlemeğe tehzîb denir. Hâli ıslah etmeğe, taksirattan arındırmağa, nefsi arındırmağa tezkiye denir. Doğru yolu göstermeğe irşâd denir 11-) yarı mecaz usûlünden kelime iğdişliği nevi teşbih yerine İslâmî tefekkür tahassus ve şuur sahibi olalım. 12-)1> Bu kelimenin teşkilinde 2 ihtimal vardır. Bunlar: top-lum ya top-lu-m şekilleridir. Türkî'de -lum lafzı yoktur. Ol sebeple, top-lum şekli mantıklı değildir. Toplu kelimesi ise sıfattır. Ya top şeklinde demektir, ya tertipli demektir. Sıfatlara ilave edilen -m lafzı sahiplik ma'nası verir. Misal: kırmızım gibi. Toplum demek toplu diyerek vasfedilen bir şeye sahip olmayı ifade eder. İşbu sebeple, toplum kelimesinin cemiyet ma'nasına istimâli doğru değildir. 13-)Türkî'de ki lafzının iki vazifesi vardır. Bunlar edat-ı rabıta ve zamir-i vasfidir. Edat-ı rabıta iki cümleyi bağlar. Misal: Anladım ki sen derse çalışıyorsun. Zamir-i vasfi sıfat manasına gelir ve zamir-i şahsilerin yahud isimlerin ahirlerine ziyade kılınır. Misal: benimki, seninki, Ali'ninki ilh. Etki kelimesi ise ne cümleleri birbirine bağlamakta ne de zamir ma'nası taşımaktadır. Ol sebeple, Türkî'de etki ve hus deyyü bir kelime yoktur. 14-)