“Çağımızda talim ve ders verme usulünü bilmeyen birçok muallim ve müderris gördük. Bunlar derse daha yeni başlamış talebeleri kapalı ve güç anlaşılır meselelerle karşı karşıya getiriyor, sonra talebelerin bu meseleleri zihinlerinde tutmalarını istiyor, bunun talebeler için doğru alıştırma şekli olduğunu sanıyor, bunun ezberlenmesiyle mükellef tutuyor. Sonunda verilmesi gereken bilgileri başlangıçta vererek zihinleri altüstediyorlar. Halbuki ilimde tedricilik ve basitten mürekkebe gitmek esastır. Buna riayet edilmezse, talebe ezberden ve anlamaktan âciz kalır, zihnen derse alınamaz, ilmin zor olduğuna kanaat getirir, o yüzden tembelleşir, kendini derse veremez, derslerini terk eder, ümitsizliğe düşer, hayal kırıklığına uğrar. Bu kanaat kendisine hâkim oldu mu bir daha ilim tahsil edemez.”
İbni Haldun Mukaddime eserinde şöyle der:
“İnsan bir fikre, mezhebe taraftarlıkla karışırsa kendisine söylenen her şeyi doğru kabul eder. Yalanı doğrudan ayıramadığı için de davranışları yalanlarla şekillenir.”
‘Yedi’ Rakamı, Aynı Zamanda Yedi Erdemi Simgeler
Felsefenin Dört Erdemi:
Wisdom–Prudence: Bilgelik / İhtiyat
Courage–Fortitude: Cesaret / Kuvvet
Temperance: Nefsine hâkim olma ve itidal
Justice: Adalet
Dinin üç erdemi:
Faith–İman
Hope–Ümit: Allah’tan ümidi kesmemek
Caritas–Charity: Merhametli olmak, insanlara yardım etmek, insan sevgisi
(Caritas, Latince ‘sevgi’ anlamına gelir.)
O an mumların hepsi korkmuş gibi titredi; alevler mavileşti, fitillerinden kurtulup uçmaya çalıştı. Aynada karanlık bir siluet belirmiş, elini madama uzatmıştı.